top of page

Değerli Başkanım Sadettin Saran'a Açık Mektubumdur

  • Yazarın fotoğrafı: Didem Öneş
    Didem Öneş
  • 22 Ara 2025
  • 2 dakikada okunur

Sevgili okurlarım,


Biliyorum; bugün yazı dizimizin üçüncü bölümüyle devam edecektik. Ancak hafta sonu Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Sayın Sadettin Saran’a yönelik başlatılan süreç, bir Fenerbahçe taraftarı olarak bende öfke, bir yurttaş olarak ise derin bir kaygı yarattı. Bu nedenle, yaşananları nasıl gördüğümü ve Sayın Saran’a bir Fenerbahçeli olarak iletmek istediğim düşünceleri, bir açık mektup formunda kaleme almak istedim.


Değerli Başkanım Sadettin Saran,


Öncelikle yaşamak zorunda bırakıldığınız bu sürecin, hukuki olduğu kadar insani yönüyle de son derece yıpratıcı olduğunun farkındayım; geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum.

Size yöneltilen bu hamlenin, kamuoyuna servis edildiği şekliyle bir “temiz eller operasyonu” ya da “bakın, dokunulmaz denilenlere bile dokunuyoruz” gösterisi olduğuna inanmıyorum. Bana göre burada yaşanan şey, çok daha geniş bir bağlamın parçasıdır: belli güç odaklarınca dizayn edilmek istenen bir “yeni coğrafya” ve “yeni Türkiye” tahayyülünün hazırlık süreci.

Çünkü Fenerbahçe Spor Kulübü, yalnızca bir spor kulübü değildir. Fenerbahçe, Kurtuluş Savaşı yıllarında üstlendiği tarihsel rolle, Cumhuriyet’in kuruluş felsefesiyle, laiklik ve çağdaşlıkla kurduğu bağla bir kimliktir. Fenerbahçe, Kuva-yı Milliye’dir; Fenerbahçe, laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti idealinin toplumsal hafızadaki sembollerinden biridir.


Bu nedenle Fenerbahçe’ye yönelmek, yalnızca bir spor camiasına yönelmek değildir; bir değerler sistemine temas etmektir.

Siz bugün, işte bu güçlü sembolizmin başındasınız. Sizi yıpratmak, Fenerbahçe’yi yıpratmak; Fenerbahçe’yi yıpratmak ise bu tarihsel ve toplumsal mirası zayıflatmak anlamına gelir. Elbette kimsenin Fenerbahçe’yi ortadan kaldırmak gibi bir hedefi olduğunu düşünmüyorum. Ama ele geçirmek, hizaya sokmak, denetlenebilir kılmak… Evet, tam da bunu hedeflediklerini düşünüyorum.

Siz geri çekilirseniz, baskıya ve tehdide boyun eğerseniz, yalnızca bir başkan değil; bir camia boyun eğmiş sayılacaktır.


Sayın Saran,


Sizden başkanlığı bırakmanızın isteneceğini tahmin etmek zor değil; nitekim bunun sinyalleri uzun süredir veriliyor. Çeşitli ilişki ağlarına, çıkar dengelerine, suskunluk beklentilerine razı olmanız istenecektir. Ancak şu aşamadan sonra, sizin için geri çekilmenin artık bir “kişisel tercih” olmaktan çıktığını düşünüyorum.


Bugün “terörsüz Türkiye” başlığı altında yürütülen, içeriği ve sınırları belirsiz bir süreçle; gazetecilerin, akademisyenlerin, siyasetçilerin, sanatçıların, sivil toplumun ve gençlerin giderek daralan bir alana sıkıştırıldığına tanıklık ediyoruz. Hukuk, insan hakları ve ifade özgürlüğü sistematik biçimde aşındırılırken, toplumdan beklenen tek şey itaat ve sessizlik.

Bu ortamda siz geri adım atarsanız, bunu yalnızca bir kişinin geri çekilişi olarak değil; Cumhuriyet değerlerinin geri çekilişi olarak okuyacaklardır.


Değerli Başkanım,


Bu süreçte kendinizi mahcup hissetmiş olabileceğinizi, ailenizi ve camianızı üzdüğünüzü düşünmüş olabileceğinizi tahmin ediyorum. Ancak şunu açıkça söylemek isterim: utanması gereken siz değilsiniz.

Bu ülkede asıl utanması gerekenler; ihmal ve denetimsizlik nedeniyle on binlerce insanın depremlerde hayatını kaybetmesine yol açanlardır. Asıl utanması gerekenler; çocuk istismarını “bir kereden bir şey olmaz” diyerek geçiştiren zihniyettir. Asıl utanması gerekenler; organize suç yapılarının, çetelerin, mafyatik ilişkilerin ülkenin gündelik gerçeği hâline gelmesine göz yumanlardır.


Utanma duygusu, ne yazık ki bu ülkede uzun zamandır yanlış adreslere yöneltiliyor.

Özel hayat üzerinden yürütülen hiçbir tartışma, kamusal sorumluluğu ve hukuki süreci ikame edemez. Bir insanın özel yaşamı, rıza ve hukuk sınırları içinde kaldığı sürece, toplumsal bir linç malzemesi hâline getirilemez.


Sayın Saran,


Sizden ricam nettir: Boyun eğmeyin. Geri çekilmeyin. Fenerbahçe’yi ve onun temsil ettiği değerleri yalnız bırakmayın.

Çünkü bilin ki, siz geri adım atarsanız bunu bir kişinin yenilgisi değil; bir toplumun geri çekilişi olarak okumak isteyeceklerdir. Ama şunu da bilin: Biz sizi bırakmayacağız.


Sevgi ve saygılarımla,

Didem Öneş

 
 
 

Yorumlar


didem Fotoğraf 1_edited.jpg

Merhaba, uğradığınız için teşekkürler!
Hi, thanks for stopping by!

Paylaşımlardan haber almak için

Let the posts come to you

  • Facebook
  • Instagram
  • Twitter
  • Pinterest

Benimle iletişime geçmek için/
Let me know what's on your mind

GÜNDELİK DERİNLİK    DEEPLY DAİLY

bottom of page