top of page

Konu; 'İsrail-ABD, İran Savaşında İstediğini Alamadı; İran Stratejik Olarak Kazandı-Asıl Kazanan Çin', Değil

  • 7 saat önce
  • 9 dakikada okunur

Değerli okurlar,


ABD-İsrail'in İrana karşı yürütttüğü savaşı her kesim kendi ideolojik hattından okuyor. Çok anlaşılır bir tutum. Ama daha önce de, çeşitli yazılarımda, konunun ne bir 'savaş' ne de bir tür ABD-Çin çekismesi olmadığını ve yaşadığımız her kaosun arkasında, tüm küresel güçlerin birlikte hareket ettiği bir danışıklı dövüş olduğunu düşünenlerdenim. Benim yazılarımı en baştan okuyanlar; şu tespitimi bilirler: "Dünyada iki güç var köleler ve efendileri" Ne kadar "köle" ne kadar "efendi" olacağımıza karar verenler ise 'sözde seçimle' veya başka bir yöntemle iş başına gelen iktidarlar. Hukukun üstünlüğünün, sosyal devletin, laikliğin ve demokrasinin kurumsallaştığı yerlerde iktidarlar diğerlerine nispeten halkları tarafından kontrol edilebilir olurlar; dolayısıyla yönetilmek istenen kitleler ne kadar kaosun içinde olurlarsa o kadar kullanışlı olurlar. Bu durumun temel sorumlusu kim derseniz; cevabı net: toplumlar, halklar. Şimdi gelelim bu günkü yazımın konusuna;


Son iki haftadır dünya kamuoyu ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan askeri gerilimi konuşuyor. Televizyon ekranlarında ve sosyal medyada iki uç yorum hakim:

Bir kesime göre ABD ve İsrail İran’ı ağır biçimde cezalandırdı.Başka bir kesime göre ise İran büyük bir stratejik zafer kazandı.


SAÇMA!


Jeopolitik olayları yalnızca askeri saldırılar veya günlük ekonomik haber akışı üzerinden okumak çoğu zaman bizi yanıltır. Gerçek savaşlar sonuçlarıyla değil süreçleriyle anlaşılır. Bu nedenle bugün yaşananları doğru değerlendirmek için sadece Tel Aviv, Washington ya da Tahran’a veya panik halinde olan Körfez ülkelerinin tutumlarına bakmak yetmez. Haritaya daha geniş bir perspektiften bakmak gerekir.

Ben haritayı önüme açtığımda analizimi sadece sayısal yada askeri veriler üzerinden yapmam. Ayrıca tek bir senaryo üzerinde de asla çalışmam. Bana bunu öğreten büyüğüm, bir usta, bir rehber dediğim kişi, " ancak çaresizler tek senaryolu oyun hazırlar" der hep. Bu nedenle dünya haritasını masaya yatırdığımda Kliyodinamik analiz yöntemini mutlaka kullanırım.

Kliyodinamiks NEDİR?

Cliodynamics, tarihsel olayları öngörülebilir yapısal modellerle inceleyen disiplinlerarası bir alandır. Peter Turchin tarafından 2003 yılında kavramsallaştırılan bu yaklaşım, sosyal bilimlerle matematiksel modellemeyi birleştirir.

Temel varsayımlar:

  • Tarihsel olaylar rastlantısal değildir, tekrar eden yapısal döngüler içerir.

  • Toplumsal çalkantılar, demografik baskı, elit rekabeti, sınıfsal rekabetler, eğitimin bilimsellikten uzaklaşması, uluslararası gelişmeler ve devletin mali çöküşü gibi veriler üzerinden modellenebilir.

İşte harita üzerinde, siyasi gelişmeleri, tarihi olayları, yaşanan çatışmalarda sayısal verileri, ekonomik verileri ve dünyanın dönemsel ekonomik ve sosyolojik ihtiyaç basamaklarını dahası ideolojilerin siyaset mi yoksa güç mü ürettiğine bakarım. Her bir coğrafyayı, her coğrafyadaki her ülkeyi tek tek incelerim. Şimdi geçip bunları bu yazıda tek bir makalede veremiyeceğime göre ben çalışmamaın evrenini AKDENİZDEN HAZARA kadar ve 1991 yılından itibaren günümüze kadar süreçle sınırladım; aksi takdirde yaz yaz bitmez.


1991-2026: Akdeniz’den Hazar’a uzanan geniş jeopolitik kuşakta devam eden büyük dönüşüm bize ne anlatıyor?

Son otuz beş yılda bu kuşakta:

  • devletler çöktü,

  • yeni rejimler ortaya çıktı,

  • anayasal sistemler değişti,

  • enerji ve ticaret koridorları küresel rekabetin merkezine yerleşti.


Somali’nin devlet olarak çökmesi, Irak’ın işgali, Libya’nın parçalanması, Suriye iç savaşı, Yemen krizi, Sudan’ın bölünmesi ve Kafkasya’daki savaşlar birbirinden bağımsız olaylar gibi görünse de harita üzerinde aynı jeopolitik çizgi üzerinde dizilirler. Siyaset bilimi literatüründe bu bölge uzun zamandır farklı kavramlarla tarif edilir; kimi akademisyen bu hattı “Arc of Crisis”, yani kriz yayı olarak tanımlar kimi de bu bölgeyi “fragile states belt”, kırılgan devletler kuşağı olarak adlandırır.

Başka bir ifadeyle, Akdeniz’den Hazar’a uzanan bu coğrafya modern dünyanın en kırılgan siyasal alanlarından biridir. Sizce bu kırılganlık tesadüf mü; elbette değildir. İster buna enerji, değerli madenler veya deniz koridorları diyin ister emperyalizm aslında adı tektir: İki kutuplu dünya çatışması: Efendilerin Köleleri ile çatışması. Evet doğrudur: Cebelitarık Boğazı, Süveyş Kanalı, Bab el-Mendeb ve Hürmüz Boğazı dünya enerji ticaretinin önemli bölümünü kontrol eder. ABD Enerji Enformasyon İdaresi verilerine göre dünya petrol ticaretinin yaklaşık üçte biri bu geçiş noktalarından geçmektedir. Dolayısıyla bu coğrafyada yaşanan her kriz yalnızca bölgesel bir güvenlik meselesi değildir; aynı zamanda küresel enerji ve ticaret sistemini doğrudan etkileyen jeopolitik bir gelişmedir. Ama daha fazlası var. Evangalistlerden tutun "vaadedilmiş topraklar" meselesine, dinin, teolojinin girdiği her yer kaos içinde.


Ve bu gün yaşadıklarımız son 35 yıldır ilmek ilmek işlenen bir jeopolitik dönüşümün "stres testi" niteliğindeki zirve noktalarından sadece biridir. Bu 14 günlük süreç, bize hangi sınırların mürekkeple, hangilerinin ise kurşun kalemle çizildiğini acı bir berraklıkla gösterdi. Asıl hikâye, haritalardaki renk değişimlerinden ziyade, devletlerin kurumsal direnci ve "akış kontrolü" (flow control) üzerine kurulu yeni bir mimaridir.

Batıdan Doğuya "İstikrar Gradyanı": Yani Kurumsallığın Eridiği Hattır

Uluslararası literatürde "Afro-Avrasya İstikrarsızlık Kuşağı" olarak tanımlanan bu geniş coğrafyada, kurumsal stabilite batıdan doğuya gidildikçe dramatik bir şekilde azalmaktadır. Ancak kaynakların bize gösterdiği en kritik gerçek şudur: "Yeni Anayasa demek İstikrarlı Devlet." demek değildir. 1991'den bu yana bölgedeki neredeyse her devlet kağıt üzerinde yeni bir toplumsal sözleşme yazmış olsa da, bu metinler kurumsal süreklilik üretmekte başarısız olmuştur.


Akdeniz’den Hazar’a uzanan hattı üç ana bölgeye ayırmak mümkündür:

  • Batı Akdeniz (Süreklilik): İspanya, Fransa ve İtalya gibi ülkeler, gerek rönesans geçirmiş gerek demokrasi için halk mücadelesi vermiş ve bedel ödemiş toplumlardır ve AB sisteminin sağladığı kurumsal zırh ile en minumumda devlet kırılganlığı sergilemektedir.

  • Orta Akdeniz ve Kuzey Afrika (Rejim Dönüşümü): Mısır, Tunus ve Libya gibi ülkelerde otoriter sistemler dönüşmüş, ancak Libya örneğindeki gibi "devlet çöküşü" ile kurumsallık tamamen buharlaşmıştır. Devlet kırılganlığı en görüünür sonuçlarını bu ülkeler yaşamaktalar.

  • Doğu Akdeniz ve Levant (Güvenlik Krizi): Suriye’de iç savaştan tutun şu anda parçalı egemenlik denilen ve anayasa çalışması süren bir yapı, Lübnan’da kurumsal felç ile karakterize edilen bu bölge, jeopolitik kırılmanın merkez üssüdür.

Bu kırılganlık Aksında İsrail, İran, Türkiye gibi ülkeleri bir başka paragrafta anlatacağım.


Bölgesel Dönüşüm Modelleri ve Kurumsal Stabilite

Bölge

Temel Özellik

Öne Çıkan Aktörler

Batı Akdeniz

Yüksek kurumsallaşma ve AB sistemi.

İspanya, Fransa, İtalya

Orta Akdeniz - K. Afrika

Otoriter sistemlerden dönüşüm; zayıf kurumsallaşma.

Tunus, Mısır, Cezayir, Libya

Doğu Akdeniz - Levant

Jeopolitik rekabet merkezi; güvenlik krizleri.

Suriye, Lübnan, İsrail, Türkiye

Afrika Boynuzu

Devlet inşası devam ediyor; yüksek kırılganlık.

Somali, Sudan, Etiyopya, Eritre

Güney Kafkasya - Hazar

Post-Sovyet devlet oluşumu ve koridor siyaseti.

Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan

Kritik Tespit: Bu kuşaktaki yaklaşık 15 devletin yarısından fazlası (8 devlet) "kırılgan veya parçalı" kategorisindedir. Gerçek anlamda kurumsal süreklilik gösteren aktör sayısı (İspanya, Fransa, İtalya, İsrail, Türkiye, İran, Azerbaycan) oldukça sınırlıdır. Bunlardan Türkiye, İran ve Azerbaycan kağıt üzerinde kurumsal devamlılık varmış gibi görünse de aslında ciddi erezyona uğramış ülkelerdir.


1991-2026 yılları arasında bölgede gözlemlenen temel dönüşüm modelleri şunlardır:

  • Devlet Çöküşü ve Parçalanma: Merkezi otoritenin tamamen dağıldığı ve egemenliğin parçalandığı Somali, Yemen ve Libya modelleri.

  • Rejim Değişimi ve Yeni Anayasal Düzen: Dış müdahale veya devrim sonrası sistemin sıfırdan inşa edildiği Irak, Etiyopya ve Gürcistan süreçleri.

  • Yeni Devlet Oluşumu: Sovyet sonrası veya referandumla bağımsızlık kazanan Azerbaycan, Ermenistan, Eritre ve Güney Sudan örnekleri.

  • Kurumsal Süreklilik: Ağır baskılara ve yönetim modeli değişikliklerine rağmen anayasal çekirdeğini ve devlet aygıtını koruyan, Türkiye, İsrail ve İran.


Bu geniş coğrafyadaki istikrarsızlık ve değişim rüzgârlarını anlamak için, sistemi bir uçtan diğer uca bağlayan altı ana aktörü yakından incelemek gerekir.


Altı Ana Aktörün Stratejik Karşılaştırması

Aşağıdaki tablo, Cebelitarık’tan Çin’e uzanan güvenlik zincirindeki kilit oyuncuları 5 temel kriter (10 üzerinden) ve stratejik derinlikleri üzerinden karşılaştırmaktadır.

Aktör

Zincirdeki Rolü

Temel Hedefi

Stratejik Puanlama (JA/AD/AR/DR/K)* altta açıklamaları

Stratejik 'So What?' (Neden Vazgeçilmez?)

İspanya

Batı Kapısı (Cebelitarık)

Akdeniz-Atlantik güvenliği.

8 / 8 / 6 / 7 / 4

Cebelitarık üzerinden Akdeniz-Atlantik bağlantısını ayrıştırabilen tek fiziki kapı bekçisidir.

Türkiye

Merkez Düğüm / Eşik Devlet

Boğazlar ve koridor hâkimiyeti.

9 / 9 / 7 / 8 / 6

Montrö ve Orta Koridor kontrolüyle sistemin hem güvenlik süzgeci hem de ana lojistik köprüsüdür.

İsrail

Askerî Pivot - kaos üreticisi (Levant)

İran’ın bölgesel ağını daraltmak.

8 / 6 / 9 / 6 / 7

Levant hattındaki teknolojik vuruş gücüyle yeni güvenlik mimarisinin operasyonel motorudur. (yani delinin önde gidenidir)

İran

Merkez Baskı Düğümü

Rejim direnci ve asimetrik maliyet.

9 / 9 / 8 / 5 / 8

Hürmüz’ü ve vekil ağlarını kullanarak küresel sisteme en yüksek asimetrik maliyeti üreten aktördür.

Azerbaycan

Hazar Enerji Eşiği

Hazar-Avrupa enerji güvenliği.

7 / 8 / 6 / 6 / 6

Hazar geçişli enerjinin güvenlik kapısı ve Orta Koridor'un doğu ayağındaki vazgeçilmez düğümdür.

Çin

Doğu Ekonomik Kutbu

Arz güvenliği ve Kuşak-Yol.

10 / 10 / 6 / 9 / 7

Zincirin en doğusundaki devasa talep ve finans motoru olarak tüm akışların nihai varış noktasıdır.


*JA: Jeopolitik Ağırlık, AD: Akış Değeri, AR: Askerî Rol, DR: Diplomatik Rol, K: Kırılganlık

Bu aktörlerin her biri, sahip oldukları coğrafi konum ve kurumsal kapasiteye göre güvenlik zincirinde farklı tanımlamalarla öne çıkar. Bu tanımların Kavramsal açıklamalarını aşağıda veriyorum:


Kavramsal Analiz: 'Askerî Pivot' ve 'Eşik Devlet' Neden Önemli?

Stratejik sistemin işleyişini anlamak için bazı devletlerin üstlendiği fonksiyonel rolleri tanımlamak gerekir:

İsrail, "Askerî Pivot" olarak tanımlanır çünkü:

  1. Taktik Üstünlük: İstihbarat ve hava gücüyle bölge derinliklerinde "kafa koparma" (decapitation) operasyonları yapma kabiliyetine sahiptir.

  2. Caydırıcılık: İran’ın nükleer ve füze altyapısına yönelik doğrudan ve sürekli baskı merkezidir.

  3. Operasyonel Motor: İbrahim Anlaşmaları ile başlayan ve Körfez-Akdeniz hattını birleştiren yeni güvenlik ağlarının ana askerî bileşenidir.

Bu iki devlet, küresel akışların "ara kilitleri" ve güvenlik filtreleridir:

  • Türkiye: Boğazlar rejimi (Montreux) ile Karadeniz'in güvenlik eşiğidir. Aynı zamanda Çin pazarını Avrupa'ya bağlayan Orta Koridor'un en kritik Batı çıkışıdır.

  • Azerbaycan: Hazar enerji havzasının dünyaya açılan tek kapısıdır. Rusya ve İran rotalarına mahkûm kalmak istemeyen Batı için "stratejik nefes borusu" işlevi görür.

  • Karşılaştırma: Her iki devlet de Rusya-İran hattını bypass eden "Orta Koridor"un güvenliğini sağlayarak sistemik bağımsızlık üretirler.

Bu stratejik konumlar, sadece askerî güçle değil, küresel ticaretin can damarları olan koridorlar üzerindeki hâkimiyetle anlam kazanır.


Koridorlar ve Boğazlar Jeopolitiği: Ticaretin ve Enerjinin Kaderi

Küresel enerji ve ticaret akışı, "Gibraltar-Hormuz-Malacca" stratejik arkı boyunca dizilen "Chokepoint" (Dar Boğaz) noktalarına bağımlıdır.

Kilit Nokta (Boğaz/Koridor)

İlgili Ana Aktör

Stratejik Önemi

Cebelitarık Boğazı

İspanya

Dünya ticaretinin %20’si buradan geçer. IMO özel trafik düzenleri uygular.

Süveyş / Bab el-Mendeb

Mısır / Körfez

UNCTAD verilerine göre kriz dönemlerinde trafik sert düşer; Avrupa-Asya hattının can damarıdır.

Hürmüz Boğazı

İran

Küresel petrol ve LNG akışının yaklaşık 1/5'inin geçtiği, dünyanın en hassas enerji düğümüdür.

Orta Koridor

Türkiye / Azerbaycan

Hazar geçişli, Rusya ve İran rotalarını tamamen devre dışı bırakan en güvenli kara-demiryolu bağlantısıdır.


Rejim Dönüşümleri ve Anayasal Değişimler

Bu kuşakta ikinci dönüşüm türü rejim değişimleridir.

Örnekler:

  • Irak’ın 2005 Anayasası

  • Tunus’un Arap Baharı sonrası anayasal sistemi

  • Etiyopya’nın 1995’te kurduğu etnik federal yapı

  • Türkiye’nin 2017’de gerçekleştirdiği anayasal dönüşüm

Ancak burada önemli bir gerçek vardır.

Yeni bir anayasa yazılması her zaman istikrarlı bir devlet anlamına gelmez.

Anayasa çoğu zaman devlet inşasının başlangıcıdır, sonucu değil.


Yeni Devletlerin Ortaya Çıkışı

Soğuk Savaş sonrası dönemde bazı yeni devletler ortaya çıkmıştır.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla:

  • Azerbaycan

  • Ermenistan

  • Gürcistan

bağımsızlıklarını kazandı.

Daha sonra:

  • Eritre Etiyopya’dan ayrıldı

  • Güney Sudan Sudan’dan koparak yeni bir devlet kurdu

Ancak bu yeni devletlerin bazıları güçlü kurumsal yapılarla değil, kırılgan siyasal sistemlerle doğdu.


Afrika Boynuzu: Devlet İnşasının En Zor Coğrafyası

Bu kuşağın en kırılgan bölgesi Afrika Boynuzu’dur.

Somali’nin çöküşü, Sudan’ın bölünmesi, Eritre’nin bağımsızlığı ve Etiyopya’nın federal sistemi bölgenin sürekli yeniden şekillendiğini gösterir.

International Crisis Group raporları bu bölgeyi kronik devlet kırılganlığı alanı olarak tanımlar.


Hazar ve Enerji Politikası

Kuşağın kuzey ucunda ise farklı bir dönüşüm yaşanır.

Güney Kafkasya’da siyasal değişim daha çok enerji politikaları ve devletleşme üzerinden şekillenir.

Hazar havzasındaki petrol ve doğal gaz rezervleri Avrupa enerji güvenliği açısından kritik hale gelmiştir.

Bu nedenle bölge yalnızca yerel bir coğrafya değil, aynı zamanda küresel enerji politikasının merkezlerinden biridir.


Gelin bir de harita üzerinden tartihleri ve değişimleri, çatışmaları vererek olanı okuyalım :

1991'den beri yaşananlar
1991'den beri yaşananlar
1991'den beri yaşananlar
1991'den beri yaşananlar






























Bu iki harita birleştiğinde ortaya çıkan tablo şudur: Akdeniz’den Hazar’a kadar uzanan hat, son 35 yılda dünyanın en yoğun siyasal dönüşüm yaşayan jeopolitik kuşaklarından biridir. Birleşik analizde ortaya çıkan en önemli gerçek;

Akdeniz’den Hazar’a uzanan kuşakta:

  • çok sayıda rejim değişimi

  • yeni devletler üretildi

  • çok sayıda zayıf devlet

oluştu. Bu kuşakta demokrasileri, ekonomileri, kurumları, anayasaları en güçlü 3 ülke: İspanya, İtalya, Fransadır.

Anayasa değişikliği ile Türk Tipi Başkanlık rejimine geçişle, ekonomisinin sallantıda olmasına, kurumların çökmesine rağmen üniter, laik, sosyal, ulus devlet oluşuyla henüz ayakta kalmayı başarmış ülke ise Türkiyedir. SSCBden ayrılarak yeni bir ülke haline gelen Azerbaycan otoriter yapısına rağmen ekonomisi ve uluslararası ilişkileri ile yükselen bir orta güç olma yolundadır.


Şu ana kadar yazıyı özetleyecek olursak:


Birleşik Analiz: 1991–2026 Siyasal Dönüşüm Hattı

Bu geniş kuşakta üç farklı rejim ve devlet dönüşüm modeli ortaya çıkıyor.

1. Batı Akdeniz (kurumsal süreklilik)

Ülke

Yönetim

Değişim

İspanya

parlamenter monarşi

kurumsal süreklilik

Fransa

yarı başkanlık

süreklilik

İtalya

parlamenter

süreklilik

özellik

  • güçlü devlet kurumları

  • AB sistemi

  • düşük devlet kırılganlığı

2. Orta Akdeniz – Kuzey Afrika (rejim dönüşümü)

Ülke

değişim

Tunus

Arap Baharı sonrası sistem değişimi

Mısır

devrim + askeri rejim

Cezayir

kısmi reform

Libya

devlet çöküşü

özellik

  • otoriter sistemlerden dönüşüm

  • fakat kurumsallaşma zayıf

3. Doğu Akdeniz – Levant (güvenlik krizi)

Ülke

durum

Suriye

iç savaş

Lübnan

kurumsal çöküş

İsrail

kurumsal süreklilik

Türkiye

anayasal sistem değişimi

özellik

  • jeopolitik rekabet merkezi


4. Kızıldeniz – Afrika Boynuzu (devlet kırılganlığı)

Ülke

dönüşüm

Somali

devlet çöküşü

Sudan

devrim ve darbe

Eritre

yeni devlet- kırılgan

Etiyopya

federal sistem

özellik

  • devlet inşası devam ediyor


5. Güney Kafkasya – Hazar (post-Sovyet dönüşüm)

Ülke

dönüşüm

Azerbaycan

başkanlık sistemi

Ermenistan

parlamenter

Gürcistan

reform sonrası sistem

özellik

  • Sovyet sonrası devlet oluşumu


Birleşik Haritanın En Kritik Sonucu

Bu hat boyunca kurumsal stabilite batıdan doğuya azalır.


Batı Akdeniz: yüksek kurumsallaşma, demokrasi, hukuk devleti

Orta Akdeniz: rejim dönüşümü

Doğu Akdeniz: güvenlik çatışması, kurumsal kırılganlıklar

Afrika Boynuzu: devlet kırılganlığı

Hazar: post-Sovyet dönüşümü


Akdenizden Hazar'a - Afrika Boynuzundan Hazar'a olan haritada yeni rejim dönüşümleri, kırılgan devletler ve harita çalışmasında sizce Türkiye nerede olacak?


Bu yazıda bazı bölümleri sanki tekrar tekrar anlatmışım gibi hissedebilirsiniz; bilinçli bir tercih yaptım; neden Türkiye'de rejim değişikliği yapıldığını ve neden anayasa değiştirilmek istendiğini ve yapılacak değişikliklerin istikrar değil tam tersi sonuçlar yaratacağını anlatabilmek için farklı şekillerde anlatım yaptım. Her anlatımda anafikir güçleniyor. Şimdi gelin İsrail/ABD- İran savaşının neden kazananının kim olacağına dair (Çin gibi çıkarımlar) yapılan her ideolojik çıkarım yanılmaya mahkumdur. İki şıklı bir sorunun cevabı ya Adır ya da B. Birinden biri elbette tutar...Siz asıl bakmamız gereken yere bakın 1991den 2026 ya Türkiye nasıl ve neden dönüştü?


Projeksiyon: "Yavaş Rejim Aşındırma" ve Yeni Güvenlik Mimarisi

1991’den 2026’ya uzanan süreç, bölgedeki dönüşümün anlık devrimlerden ziyade, uzun vadeli yapısal bir tasfiye süreci olduğunu tescil etmiştir. 2026 İran Savaşı, 2003’teki Irak müdahalesinin aksine bir gecede rejim devirmeyi değil, "Yönetilen İstikrarsızlık" (Managed Instability) modeliyle İran’ın kapasitesini sistematik olarak eriterek bölgeyi yeni bir güvenlik mimarisine zorlamayı amaçlamaktadır diyebiliriz.


Nihai Jeopolitik Çıkarımlar:

  1. Stratejik Daraltma: ABD-İsrail ekseni, Tahran’ı çökertmek yerine, nükleer ve vekil ağ kapasitesini tüketerek sistemi kendi çıkarlarıyla uyumlu bir "Yavaş Rejim Aşındırma" sürecine sokmuştur.

  2. Güç Kayması: Rusya ve Çin doğrudan savaşa girmeden ABD’nin kaynaklarını bu "Kırılma Kuşağı"na gömmesini izleyerek dolaylı jeopolitik alan kazanmış gibi olsa da henüz çıkarım için erken.. Batının düzen kurma refleksi yeni bir strateji üretecektir.

  3. Lojistik Devrim: Deniz yollarındaki kronik riskler (Hürmüz/Kızıldeniz), Türkiye ve Azerbaycan üzerinden geçen Orta Koridor’u 21. yüzyılın enerji ve lojistik omurgası olarak tescil etmiştir. dolayısıyla iki ülkenin evrensel demokratik hukuk sisteminde olması ne Batının ne Doğunun ne de Asyanın işine gelmez.


Bu analizimin sunduğu stratejik harita modeli; Cebelitarık’tan başlayıp Hazar’da sonlanan, enerji akışlarının (Hazar/Körfez), ticaret rotalarının (Orta Koridor) ve deniz darboğazlarının "Yönetilen İstikrarsızlık" bölgesinde kesiştiği entegre bir güvenlik yayını tasvir etmektedir. 2026, bu zincirin halkalarının birbiri ardına harekete geçirildiği jeopolitik bir milattır.





 
 
 

Yorumlar


didem Fotoğraf 1_edited.jpg

Merhaba, uğradığınız için teşekkürler!
Hi, thanks for stopping by!

Paylaşımlardan haber almak için

Let the posts come to you

  • Facebook
  • Instagram
  • Twitter
  • Pinterest

Benimle iletişime geçmek için/
Let me know what's on your mind

GÜNDELİK DERİNLİK    DEEPLY DAİLY

bottom of page