top of page

2025 CHP PARTİ PROGRAMI ve KİMİ YAPILAN ELEŞTİRİLERİ BEN NASIL OKUDUM- Milliyetçilik-Türk Milleti-Laiklik Eleştirilerine Cevap

  • Yazarın fotoğrafı: Didem Öneş
    Didem Öneş
  • 2 Ara 2025
  • 8 dakikada okunur

Son 3 gündür CHP'nin 2025 Parti Programına dair olumlu ve olumsuz gelen tüm eleştirileri okudum, dinledim, notlar aldım. Dünkü yazımda da ifade ettiğim üzere ben kurultayı çok yakından takip etmekle kalmayıp parti programını da satır satır, sayfa sayfa okuyup notlar aldım ve kendi ideolojik düşünce dünyamı bir tarafa koyup, siyasal bilimler, sosyal bilimler, hukuk bilimi açısından ‘negatif eleştiri’ yönteminden uzak durarak ‘pozitif eleştiri’ yöntemlerine dayanan analizler yaptım.

Bu analizleri, sonra parti programında kendi adıma aradığım soruların cevapları var mı diyerek kategorilere ayrıştırıp veri analizi yöntemiyle değerlendirdim. Daha sonra hem olumlu hem de olumsuz eleştirileri yine sistem analizine göre sınıflandırdım. Neden bunu yaptım?


Çünkü Türkiye’de siyasal tartışmalar çoğu zaman metin üzerinden değil, metnin hayali gölgeleri üzerinden yürütülür.


CHP’nin 2025 Parti Programı için yapılan yorumları takip ederken fark ettiğim ilk şey de buydu: Eleştirilerin önemli bir kısmı, programın kendisinden çok, toplumsal hafızadaki bazı kırılma noktalarına, ideolojik reflekslere ve geçmiş deneyimlerin yüküne dayanıyor.


Cumhuriyet Halk Partisi’nin Baykal ve Kılıçdaroğlu dönemlerinde yapılan hataların tekrar etmesinden korkan veya edeceklerine peşinen inanan kesimlerin eleştirileri, inanın sadece endişe değil; aynı zamanda ideolojik.


Bir de CHP’yi sürekli “tanımlı bir kalıba” hapsetmek isteyen, bugünkü sorunların temel nedenlerinin bizzat üreticisi olduklarını unutarak “biz demiştik, biz uyarmıştık” söylemine sığınan gruplar var.


Bugün kendilerine “ulusalcı”, “Kemalist”, “sol-sosyalist”, “Türk-İslam sentezci” diyen çok farklı ideolojik kümeler, aslında tek bir ortak noktada birleşiyor: Türkiye toplumunun ortalama vatandaşını okuyamamak.

Bu kesimlerin haklı oldukları konular var; kimse bunu inkâr etmiyor.Ama yol ve yöntem yanlış, toplumsal analiz zayıf, veri okuma becerisi sınırlı.


Dahası, yıllarca nasıl FETÖ “AKP elitlerini” kandırdıysa, CHP tabanı da yıllarca Baykal ve ekibiyle, Kılıçdaroğlu ve ekibiyle kendi içinde bir manipülasyon döngüsüne mahkûm bırakıldı.


Tek kandırılmayan!!! bir kesim var ki, onlar toplumun yaklaşık %10’unu oluşturan, halktan hem kopuk hem de halkın çaresizliğini sürekli “biz demiştik, biz uyarmıştık” diyerek sömüren bir kesim ve ironik şekilde, Türkiye’deki çaresizliğin en derin nedenlerinden biri de tam bu %10’luk kalıpçılar alanıdır.


Bu yüzden eleştirileri “ne söylüyorlar?” diye değil, “hangi varsayım üzerinden söylüyorlar?” diye okudum.


Metni bir kenara koyup eleştiriyi okuyunca başka bir tablo çıkıyor; metni açıp eleştiriye geri dönünce resim tamamen değişiyor.


CHP Parti Programı eleştirilerini okurken fark ettim ki, tartışmanın merkezinde programın maddeleri değil; Türkiye Cumhuriyeti’nin 50 yıldır aşamadığı zihinsel fay hatları var.


O yüzden önce şu temel soruyu kendime sordum:

“Türkiye’yi yoran ve Cumhuriyetin enerjisini tüketen kronik siyasal çatışmaların altında hangi zihinsel varsayımlar yatıyor?”


Bunun cevabını görünce, eleştirilerin neden bu kadar sert, neden bu kadar kopuk, neden bu kadar duygusal olduğunu daha iyi anladım.


Türkiye Cumhuriyeti’ni yıpratan temel siyasal varsayım hatalarını şöyle listeledim:


1. Her yeni metnin eski korkular üzerinden okunması

Parti programı değil, kutuplaşmaların gölgesi tartışılıyor.

Haklılar mı? Samimi olanların haklılık payı çok. Laik, demokratik,sosyal, hukuk Türkiye cumhuriyetinin kuruluşuna, ilkelerine, temellerine, Atatürk'e düşman ciddi bir kesim var.

2. CHP’nin geçmiş hatalarının geleceğe otomatik olarak taşınacağı varsayımı

Parti kendini yenilese bile, zihinler yenilenmiyor.

Haklılar mı? Elbette, o geçmiş hatalaıdır ki bizi bu gün AKP MHP gibi partilere mahkum eden.

3. Toplumu ortalama değerlerinden değil, uç ideolojik pozisyonlardan okuma alışkanlığı

Halkın sosyolojisini değil, kendi ideolojik evrenini merkeze koyma.

Haklılar mı? Sayılır çünkü Atatürk Türkiyesi okumasını herkes farklı yapıyor.

4. CHP’yi bir “ideolojik kimlik müzesi” olarak görme eğilimi

Oysa CHP, devrimci bir modernleşme partisidir; hareketlidir, değişir, güncellenir.

Yani iktidar olma iddiası varsa öyle olmalıdır.

5. Akademik kavramlarla siyasal reflekslerin sürekli karıştırılması

Laiklik, yurttaşlık, ulus devlet gibi kavramlar tarihi bağlamından koparılıyor.

Bu varsayımlar, hem aşırı coşkulu övgüleri hem de haksız sert eleştirileri aynı anda üretiyor.


Ve eleştirileri bu çerçeveden okuyunca, resim bir anda netleşti.

Bir metni anlamak için metni okumak yetmez; metni kimin, hangi dünyadan okuduğunu da bilmek gerekir. CHP’nin parti programı, eleştirilerin büyük bölümünün iddia ettiği şeyleri yapmıyor; tam tersine,– Anayasal çerçeveyi koruyor,– Üniter yapıyı güvenceye alıyor,– Laikliği güçlendiriyor,– Türkçeyi garanti ediyor,– Altı Ok’u aynen sürdürüyor. Yani benim okuduğum parti programı bence bunu yapıyor.


Sorun programda değil, programa yüklenen zihinsel bagajlarda.

Ve ben son üç günde, bu bagajların nasıl çalıştığını çok net gördüm.


Yazımın başında da belirttiğim gibi eleştiriler kadar Parti Programını savunanlar daha çoğunlukta.

Peki genel olarak eleştirenler hangi kesimler:


Eleştiriyi Yapan / Kaynak

Kritik / Endişe / Eleştiri Noktası

Örsan Öymen

CHP’nin yeni programındaki laiklik tanımının, 2008 ana programındaki ve hatta mevcut anayasal laiklik tanımlarının gerisinde kaldığını belirtiyor. Medyascope

Soner Yalçın

Ekonomi politikalarında sol bir çizgiye yöneldiğini kabul ederken, programdan “Türk milleti” / milliyetçilik vurgusunun eksikliği nedeniyle — yani parti geleneğindeki altı oku oluşturan “milliyetçilik” bağlamında — eleştirmiş. Medyascope

Muhalif yorumcular / siyaset gözlemcileri (genel)

Yeni parti programının kamuoyunda ve entelektüel kamuoyunda yeterince tartışılmadığını / okunmadığını, dolayısıyla programın topluma anlatılamadan benimsendiğini belirtiyorlar. Bu durumun hem demokratik tartışma ortamını hem de programın toplumsal meşruiyetini zayıflattığını düşünüyorlar. Medyascope

Bazı eleştiriler

Parti programı değişikliği 17 yıl sonra yapılırken; sınırlı tartışma zemini, programın içerik analizinin yeterince yapılmamış olması ve bu haliyle programın toplumsal genişliği yakalayamaması endişesi var. Medyascope+1

AKP ve MHPden gelecek eleştirileri dikkate almıyorum ancak MUHALİF denilen kesimlerden gelenleri özetlersek bu yukarıda saydıklarımız var. Muhalif denilen ulusalcılar, sol, sosyalistler, Türk İslam sentezcileri ve kimi kendine Kemalist diyenler. Ayrıca AKP destekçisi VATAN Partisi ve bir zamanlar VATAN Partisinde yer alıp yolllarını ayırmış AVRASYACILAR. Bir de alternatif muhalefet olarak kendilerini adlandıralar var; onlar da şöyle demiş


Haber Alternatif — “Tasfiye mi, yeniden doğuş mu?”

  • Haber Alternatif, yeni programın “teslimiyet tablosu” çizdiğini iddia ediyor. Özellikle laiklik, eğitim, din-devlet ilişkisi, cemaat-tarikat konularında yapılan değişikliklerin, “güncelleme” değil “ideolojik eksen kayması” anlamına geldiğini savunuyor. Haber Alternatif+1

  • 2025 metninde laiklik tanımının pasifize edilerek “inanç özgürlüğü ve toplumsal barışın güvencesi” haline getirilmesinin; bu şekilde, tarikat–cemaat örgütlenmelerine, dinsel sivil toplum yapılarının kamusal alanda daha rahat konumlanmasına alan açtığını öne sürüyor. Haber Alternatif+1

  • Özellikle eğitim başlığında; 2008 programında net çizilmiş “laik, bilimsel eğitim” vurgusunun yerini, “beceri”, “yetkinlik”, “evrensel değerler” gibi daha muğlak kavramların alındığını, zorunlu din dersine/İmam-Hatip normalleşmesine dair net bir ret getirilmediğini iddia ediyor. Haber Alternatif+ Cumhuriyet+2


Sol çevrelere örnek — “Laiklik tasfiyesi / ideolojik savrulma” eleştirisi

  • Sol medyadan bir yorum şöyle: 2025 programu, geçmiş “aydınlanmacı laiklik” vurgusundan sapmış; “tarafsız devlet” anlayışı ve “inanç özgürlüğü” söylemiyle, Cumhuriyet’in kuruluş değerlerinden kopuş riski taşıdığı iddia ediliyor. soL Haber+2Cumhuriyet+2

  • Bu perspektife göre, program metnindeki “cumhuriyetçi laiklik” anlayışının yerine, “liberal demokrat bireyci” bir model konuyor — ki bu da özellikle laik, aydınlanmacı, seküler seçmenler/nezdindeki güvensizliği artırabilir. soL Haber+2Medyascope+2


Kimi entellektüeller / yorum çevreleri — “Tartışma zemini zayıf kaldı, program yeterince okunup analiz edilmedi”

  • Mesela Burak Cop, program tanıtımı yapıldı ama aynı gün kamuoyunun başka büyük bir konuyla meşgul olduğunu; bu yüzden yeni programın “layıkıyla tartışılmadığını / okunmadığını” yazdı. Bu da programın toplumsal meşruiyet kazanmasını ve eleştirel bir zemin oluşmasını engellediğini öne sürüyor. Medyascope

  • Yani hem “sokaktaki vatandaş” hem “entelektüel / yorumcu kesim” açısından programın yeterince tartışılamadan “onay” sürecine girdiği kaygısı var. Bu da demokratik siyasal kültür, toplumsal aidiyet ve kolektif tartışma geleneği açısından olumsuz görülüyor. Medyascope+1


Bu eleştirilere karşı kimi yorumcularda elbette savunmalarını yapıyor.


Sizin için aşağıda CHP 2025 Parti Programı için hazırlanan “Eleştiriler – Savunular” karşılaştırmalı tabloyu hazırladım, böylece karşılaştırma yapabilirsiniz. Her başlık hem muhalif eleştirileri hem de programı savunan argümanları doğrudan gösterir.


CHP 2025 Parti Programı – Eleştiriler & Savunular Karşılaştırmalı Tablo

Başlık

ELEŞTİRİLER (Muhalif çevreler)

SAVUNULAR (CHP & destekçi analizler)

1. Laiklik tanımı

Laiklik “yumuşatıldı”, “liberal bireycilikle sulandırıldı”, “açık söylem geriye çekildi”. Tarikat-cemaat etkilerini engellemede eski metne göre daha zayıf olduğu iddiası.

Laiklik daha çağdaş, daha evrensel ve daha kapsayıcı tanımlandı. Devletin tüm inançlara eşit mesafesi güçlendirildi. “Yasakçı-laikçilik” değil “kurumsal laiklik” modeli.

2. Milliyetçilik & Türk milleti vurgusu

“Ulus devlet ve Türk milleti” ifadesinin zayıf olduğu; Altı Ok’un “milliyetçilik” kısmının törpülendiği; “yurttaşlık” söyleminin aşırı öne çıkması.

Milliyetçilik etnik değil, yurttaşlığa dayalı modern bir vatanseverlik olarak güncellendi. Altı Ok tamamen korunuyor; milliyetçilik daha kapsayıcı biçimde tanımlanıyor.

3. Ekonomik model (sol çevreler)

Programın neoliberal ifadeler taşıdığı, kamucu sosyal devletin yeterince güçlendirilmediği. “Emek-sermaye dengesi sermaye lehine” eleştirisi.

Program modern sosyal demokrasi çizgisinde: yeşil ekonomi, dijital dönüşüm, kamusal stratejik sektörler, sosyal devlet vurgusu artırıldı. Neoliberal değil, karma ekonomi modeli.

4. Eğitim politikası

“Laik-bilimsel eğitim” vurgusunun eski metin kadar sert ve net olmadığı. Zorunlu din dersi konusunda açık bir karşıtlık konulmadığı iddiası.

Programda bilimsel, evrensel, laik eğitim ana eksen. 300 uzman tarafından hazırlanmış kapsamlı bir eğitim dönüşüm planı. Metin ideolojik değil, uygulamaya dönük yazıldı.

5. Programın hazırlanma süreci

“Yeterince tartışılmadı”, “kamuoyundan kaçırıldı”, “entelektüel tartışma ortamı oluşturulmadı”.

300 akademisyen + STK + saha örgütleriyle hazırlanmış Türkiye’nin en katılımcı parti programı. İl-ilçe örgütleri ve delegeler dahil oldu.

6. İdeolojik eksen / Aydınlanmacılık

Aydınlanmacı, cumhuriyetçi çizginin “liberal bir dile teslim edildiği” iddiası. “CHP ulusalcı ve sol kimlikten kopuyor” kaygısı.

CHP, Altı Ok’u çağdaşlaştırarak yeniden tanımladı. Ulusalcı, sosyal demokrat ve özgürlükçü damarlar dengelendi. Program radikal değil, uygulanabilir bir politika paketi.

7. Demokratikleşme & hak-özgürlükler

Bazı muhalif çevreler, özgürlükler alanında “fazla liberal”, “kimlik siyasetlerine fazla alan açıyor” eleştirisi yapıyor.

Kadın, çocuk, LGBT+, engelli haklarında Türkiye’nin en kapsamlı reform seti. Bu, modern sosyal demokratik partilerin standartlarıyla uyumlu.

8. Toplumsal aidiyet & seçmen profili

“Muhafazakâr seçmeni kazanma çabası” olarak görülüp ideolojik belirsizlik eleştirisi yapılıyor.

Yeni dil toplumla daha doğru bağ kuruyor. “Vatandaş-devlet” ilişkisini güçlendiren, kutuplaştırıcı olmayan bir dil stratejik olarak doğru.

9. Ekonomik kalkınma vizyonu

Genel ve teorik; uygulama ayrıntıları eksik. “Sloganik dönüşüm kavramları” eleştirisi.

Yeşil dönüşüm, dijital ekonomi, inovasyon, teknoloji yatırımları bakımından orta vadeli stratejik kalkınma vizyonu sunuyor. Uygulanabilirliği yüksek.

10. Partinin kurucu kimliği

“Kurucu değerlerden uzaklaşma”, “geleneksel kitleden kopuş”.

İlk bölümde kurucu miras açıkça sahipleniliyor; 2. yüzyıla yeni bir kurucu irade ile girme iddiası vurgulanıyor.

Özetle en temel dört başlık, programın en çok tartışılan alanlarını şunlar:

1) Milliyetçilik – 2) Üniter devlet – 3) Laiklik – 4) Kültürel haklar / çeşitlilik.


BU ELEŞTİRİLERE KATILMIYORUM; PARTİ PROGRAMINDA BEN NE GÖRDÜM :


1. “Türk Milleti geri plana itildi” iddiası: Metin tam tersini söylüyor

Bazı ulusalcı, Türkçü, Kemalist çevreler yurttaşlık vurgusunu, “Türk Milleti” kavramının silikleştirilmesi olarak yorumlamışlar oysa programı açıp ilk satırlara bakınca görüyoruz ki:“Cumhuriyetin kurucu değerleri, ulusal birlik ve yurttaşlık bilinci, Parti’nin tarihsel kimliğinin temelidir.”

Bu ifade Anayasa m. 66 ile birebir uyumludur. Yurttaşlık kavramı, Türk Milleti tanımının yerine değil, onun modern siyasal karşılığı olarak kullanılmıştır. Dolayısıyla eleştiri metne değil; zihinde yeniden üretilmiş bir korkuya dayanıyor.


2. “Üniter yapı zayıflıyor” iddiası: Metin aksini, üstelik çok net bir dille yazıyor


CHP’nin yerelleşme yaklaşımına bakıp “federasyon” hayal edenler olmuş. Oysa parti programında şu cümle yer alıyor: “Üniter devlet yapısı siyasal sistemimizin temeli olarak korunacaktır.”

Bu kadar net cümleyi eğip bükmek imkânsız. Yerel yönetimin güçlendirilmesi, belediyelerin verimliliğini artırmak için önerilen idari bir düzenlemedir; siyasal özerklik değildir. Bu eleştiri de metne değil, tanıdık bir “muhalefete muhalefet alışkanlığına” yaslanıyor.


3. “Laiklik yumuşatıldı” iddiası: tersine METİN Anayasa’nın aynısıdır

Programdaki laiklik bölümü bazı çevrelerce “yumuşak” bulundu. Fakat tanım hukuki açıdan Anayasa

m. 24’ün birebir karşılığıdır: “Laiklik, devletin tüm inançlar karşısında tarafsız olması ve inanç özgürlüğünün güvence altına alınmasıdır.”


Bu, modern anayasal devletin evrensel tanımıdır.


2008 metnindeki “irtica” söylemi siyasi dönemin dilidir; hukuken bağlayıcı değildir. CHP 2025 metni laikliği zayıflatmamış, tam tersine kurumsal temele çekmiştir.


4. “Kültürel haklar eğitimde anadil talebine kapı açıyor” iddiası: Metin Türkçe’nin güvencesidir


Eleştirilerin en çok manipüle edilen kısmı burası.

Oysa programın eğitim bölümünde çok açık bir cümle var: “Türkiye’de eğitim dili Türkçedir.”


Bu, Anayasa m. 42’nin aynısıdır.Kültürel çeşitlilik vurgusu ise müfredatla ilgili değil, kültürel yaşam hakkıyla ilgilidir. Yani Türkçenin yerine bir şey önerilmiyor; kültürel yaşamın zenginliği kabul ediliyor, milli beraberliğin dili olarak, anadil TÜRKÇE KORUNUYOR. Özetle eleştirinin metin karşılığı yoktur.


5. “CHP milliyetçilik ilkesinden uzaklaşıyor” iddiası:Tam tersi Programda Altı Ok olduğu gibi korunuyor


Bazı çevreler modern vatanseverlik tanımını “ulusçuluktan uzaklaşma” olarak yorumladı. Oysa parti programında şöyle deniyor: “Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik ve Devrimcilik partinin ideolojik omurgasıdır.”


Altı Ok’un altısı da korunuyor. CHP’nin tanımı etnik milliyetçilik değil, Atatürk’ün bizzat savunduğu siyasi millet anlayışıdır. Bu eleştiri de metne değil, nostaljik bir milliyetçilik anlayışına yöneliktir.


Bu program, on yıllardır ilk kez; daha bilimsel, daha anayasal, daha kurumsal, daha uygulanabilir bir metin oluşturduğu için, toplumsal hafızadaki bazı keskin ideolojik refleksleri tetikliyor. Milletin derdi yerine kendi dertleri ile dertlenenler dolayısıyla metni yetersiz veya eksik bulmuş. CHP’nin programı ideolojik değil, kurumsal bir belge. Eleştiriler ise çoğu zaman kelimelerle değil, beklentilerle ilgili.


CHP’nin programı;

• Üniter devleti koruyor.

• Laikliği güçlendiriyor.

• Türkçeyi ana dil olarak koruyor.

• Altı Ok’u olduğu gibi sahipleniyor.

• Türk Milleti kavramı korunuyor ve modern yurttaşlıkla birlikte güçlendiriliyor.

Bütün eleştirileri okudum, tarttım ve şunu gördüm:

Sorun CHP programında değil, bazı kesimlerin eski başarısız CHP'nin siyasal dilinin geri gelmesini bekleyen zihinsel reflekslerinde.

 
 
 

Yorumlar


didem Fotoğraf 1_edited.jpg

Merhaba, uğradığınız için teşekkürler!
Hi, thanks for stopping by!

Paylaşımlardan haber almak için

Let the posts come to you

  • Facebook
  • Instagram
  • Twitter
  • Pinterest

Benimle iletişime geçmek için/
Let me know what's on your mind

GÜNDELİK DERİNLİK    DEEPLY DAİLY

bottom of page