top of page

Demokratik Siyaseti Kim Rehin Almaya Çalışıyor? CHP’ye Yönelik Saldırıların Asıl Hedefi: Atatürk’ten, Laik–Demokratik–Sosyal Hukuk Devletinden Vazgeçmeyen Türkiye’nin %80’i mi

  • 24 Kas 2025
  • 5 dakikada okunur

Değerli okurlarım, sevgili takipçilerim,

geçen yazı dizimden sonra bu hafta yeni bir YAZI DİZİSİne başlıyorum. Kimi okurum, bu konuda fikrimi verilerle ele aldığım kapsamlı bir seri hazırlamamı istedi; sizler okuyorsanız ve benden yeni yazılar talep ediyorsanız ne mutlu bana.


Şimdilik, açık kaynaklardan ve halkın içinden gözlem yöntemiyle derlediğim veriler eşliğinde; “CHP’nin İmralı’ya gitmeme kararı”, “sosyal medyada CHP’ye yönelik saldırıların içerik analizi”, “Kılıçdaroğlu’nun artık patolojik bir düzeye varan siyasi tepkilerinin mesaj analizleri” gibi başlıkların gerçekte ne anlama geldiğini ele alacağım.


Tüm bu gelişmeler ışığında, toplumun çok geniş bir kesiminin artık sesini daha açık biçimde ifade etme zamanının geldiğini — hatta geçmekte olduğunu — gösteren güçlü bir duygu birikimi var. Bu yazı dizisinde, bu duygu ve talepleri; akademik kaynaklara, sosyolojik okumalara ve siyaset biliminin temel analiz yöntemlerine dayanarak inceleyeceğim.


BİRİNCİ BÖLÜM

Demokratik Siyasetin Asgari Eşiği: CHP’nin Doğru Kararı ve Türkiye’nin Jeopolitik Gerçeği


Teşekkürümün VATANDAŞ Zeminini Doğru Okumak

Yazı dizime başlarken önce Cumhuriyet Halk Partisi’ne ve Genel Başkanı Sayın Özgür Özel’e TEŞEKKÜR edeceğim. Çünkü;


Türkiye, son yirmi hatta kırk beş yıldır yeni bir siyasal mimarinin içine doğru itiliyor. Fakat özellikle son yirmi yılda, bu mimarinin dış bağlantılarının, jeopolitik yönlendirmelerinin ve iç politikayı dizayn eden aktörlerle kurduğu ilişkilerin daha görünür hâle geldiği bir dönemden geçiyoruz.


Özgür Özel’in beklenmedik biçimde, CHP tabanının değişim arzusuyla, genel başkan olarak gelmesiyle birlikte hem içeride hem dışarıda birçok hesabın alt üst olduğu yeni bir süreç başladı. Bu süreç, adına “normalleşme”, “toplumsal barış”, “yeni anayasa” gibi yumuşak kavramlar eklenerek halka sunulsa da gerçekte Türkiye toplumunun istemediği, onaylamadığı ve meşru görmediği bir yönelime işaret ediyor.


Çünkü AK Parti, MHP ve DEM Partisi gibi aktörlerin söylemleri ile sahadaki gerçeklik birbiriyle tam anlamıyla çelişiyor. Bu çelişkinin temelinde ise şunlar yatıyor:

  • Devletin yeniden tasarlanması,

  • Muhalefetin anti-demokratik yöntemlerle dizayn edilmesi,

  • Türkiye’nin bölgesel pozisyonunun yeni ve tehlikeli bir güvenlik mimarisine göre ayarlanması.


İşte tam bu bağlamda CHP’nin, Abdullah Öcalan’ın ayağına gitmeme kararı; sıradan bir “prensip tercihi” değildir. Bu karar, Türkiye’nin devlet aklının, kurumsal hafızasının ve toplumsal meşruiyetin kritik kırılma noktalarını gözeten stratejik bir eşiği ifade ediyor.


Ayrıca bu tavır, siyasal literatürde “demokratik öz-saygı” olarak adlandırılan ilkeye de karşılık gelir. Çünkü demokratik öz-saygı, bir siyasi partinin yalnızca kendi tabanına değil; devlete, topluma ve ülkenin geleceğine karşı sorumluluğunu koruması demektir.


Bu nedenle CHP’ye teşekkür; kişisel bir değerlendirme değil, Türkiye’nin siyasal bağımsızlığını, demokratik kültürünü ve uluslararası manipülasyonlara karşı devlet aklının korunmasını önemseyen bir duruşun ifadesidir.


Bu Karar Neden Kritik? (Politik – Sosyolojik – Uluslararası Çerçeve)

Politik Çerçeve: Yeni Anayasa Söylemi ile Kurgulanan Tuzak


İktidar bloğu uzun süredir üç ayaklı bir strateji yürütüyor:

  • Yeni anayasa için toplumsal meşruiyet üretme,

  • CHP’yi bölme, zayıflatma ve kendi senaryosuna angaje etme,

  • Öcalan merkezli bir “müzakere alanı” yaratarak muhalefeti yan yana göstermeme.

Bu stratejinin ilk hamlesi, İmralı’ya görüşme baskısıydı. Amaç, CHP’yi iki seçenek arasında bırakmaktı:

  • Giderse: “Yeni çözüm sürecine CHP bile dahil oldu” algısı,

  • Gitmezse: “Kürt düşmanı” yaftası ile seçmen kaybı yaratma.

CHP bu zorlamayı reddederek siyasi kontrolü kendi elinde tuttu ve iktidarın çizdiği senaryoya ortak olmadı.


Sosyolojik Çerçeve: Kürt Vatandaşlar Öcalan’cılardan İbaret Değil


Türkiye’deki Kürt nüfusun sosyolojik haritası kabaca şöyle:

  • Kentli, seküler, eğitimli geniş bir orta sınıf,

  • Ekonomik adalet, sosyal haklar, iş güvencesi ve yaşam standartları öncelikli genç kuşak,

  • Aşiret aidiyetinin zayıfladığı, kimliğin daha kültürel bir forma dönüştüğü metropol diasporası,

  • Örgütsel politik dili değil, demokratik yaşam, hukuk ve refah beklentilerini öne alan geniş bir kesim.

Terör başı Öcalan’ın siyasi temsili ise Türkiye toplumunun Kürt seçmenlerinin tamamını değil, örgüt etrafında kümelenmiş ideolojik bir segmenti kapsıyor.

Bu nedenle CHP’nin tavrı; Kürt vatandaşlara değil, Öcalan merkezli siyasal manipülasyonlara mesafe koymaktır.


Uluslararası Çerçeve: ABD–İsrail Eksenindeki Yeni Bölgesel Tasarım


2024 sonrası Orta Doğu güvenlik mimarisi üç unsur üzerinden yeniden kuruluyor:

  • Suriye’nin kuzeyinde ABD tarafından, İsrail'in güvenlik koridorunu korumak amaçlı yeni ademi merkeziyetçi yapılanma,

  • Irak–Suriye hattında İsrail’in İran karşıtı “yeni koridor” stratejisi,

  • Türkiye’nin bu yapıya entegre edilmesi için iç siyasette baskılanması.

Öcalan’ın yeniden masaya sürülme ihtimali, bu bölgesel tasarımda belirgin şekilde yer alıyor. Bu nedenle CHP’nin İmralı’ya gitmesi, uluslararası aktörlerin eline “Ankara bile kabul etti” kozu verirdi.

CHP’nin bu kararı reddedişi ile Türkiye’nin jeopolitik pazarlık gücünü koruduğunu düşünenlerdenim.


CHP’nin Kararının Türkiye İçindeki Yansımaları


Devlet Ciddiyetinin Korunması

Devlet kurumları ve ulusal güvenlik politikaları açısından, bir terör örgütü liderinin siyasete “meşru muhatap” olarak sokulması Türkiye’de yeni bir kırılma yaratırdı.

CHP bu kırılmayı engellemiştir.


Muhalefeti Bölme Planını Boşa Çıkardı

Kurgunun merkezinde şu vardı:“CHP’yi DEM–AKP–MHP koalisyonuna yanaştır, DEVA–Gelecek–Saadet çizgisini de bu koalisyona kuyruk yap, İYİ Parti’yi bütünüyle Türkçü milliyetçi bloka iterek merkez sağ partiliğini elinden al, muhalefeti tamamen dağıt.”


Bu senaryo gerçekleşmedi.


Kürt Seçmen Üzerindeki Manipülasyonu Daralttı

CHP’nin bu tavrı, örgütsel çevrelerin yıllardır kurduğu “Kürtler = Öcalan” denklemini kırdı.


Bugün metropollerde yaşayan Kürt vatandaşların büyük bölümü CHP’nin bu duruşunu:“Örgütle değil, bizimle konuşuyor”diye okudu.


Öcalan Merkezli Senaryo Neden Türkiye’ye Zarar Verir?


Yeni Anayasa İçin Psikolojik Meşruiyet Üretilmesi


Öcalan’ın muhatap alınması, yeni anayasa tartışmasını “ulusal güvenlik – barış – toplumsal uzlaşı” argümanlarına bağlayan bir araç olacaktı.

Bu da Türkiye’yi 2013–2015 çözüm sürecinin siyasi krizlerini yeniden yaşatacaktı.


Suriye Kuzeyi İçin Destek Arayışı

ABD’nin bölgesel çıkarı, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki fiili yapıya itiraz etmemesidir. Öcalan’ın kart olarak sokulması, Türkiye’deki muhalefetin bu yapıyı kabullenmesine zemin hazırlardı.


Türkiye Toplumunun Kürt Seçmenlerini Tek Temsilci Üzerinden Okuma Yanılgısı

Toplum sosyolojisini “tek adam, tek lider” üzerinden okumak hem demokratik hem antropolojik açıdan yanlıştır.


CHP bu yanlışı reddederek doğru pozisyon almıştır.


Bu Tavır Türkiye’nin Siyasi Bağımsızlığının Temel Eşiğidir


CHP’nin Öcalan’ın ayağına gitmeme kararı üç şeyi aynı anda yaptı:

  • Demokratik siyasetin kırmızı çizgisini korudu.

  • Türkiye’nin iç ve dış manipülasyonlara açılmasını engelledi.

  • Kürt toplumunu örgütsel bir ajandaya mahkûm etmeyi reddetti.


Bu karar Türkiye’de, uzun süredir ilk kez “devlet aklı – demokratik kültür – toplumsal gerçeklik” üçlüsünün aynı yönde hareket etmesi anlamına geliyor.

Bu nedenle bu karar yalnızca bir teşekkür değil; Türkiye’nin siyasal istikrarı ve ulusal egemenliği açısından değerli bir dönüm noktasıdır.


Bir değinmek istediğim mesele de Independent Türkçe yazarlarından Gürbüz Evren gibi düşünenlerin yanıldığını ifade etmek son derece önemlidir. Gürbüz Evren gibi düşünenler şunu iddia etmektedir:“Kimse kimseyi kandırmasın, herkes biliyor ki, CHP'nin komisyonda görev yapmak üzere seçtiği 11 üyenin tamamı ve tabii ki Genel Başkan Özgür Özel, siyasi anlayışları gereği İmralı'ya gidilmesini yürekten istiyordu.Ama buna büyük bir engel olduğunu istemeseler de görmek zorunda kaldılar.”


Gürbüz Evren şöyle devam etmiş:“Şimdi gelelim İmralı'ya gidecek heyete neden üye verilmediği sorusunun yanıtına.Evet, ulusalcılar CHP'den büyük oranda tasfiye edildi ama partinin seçmen tabanı hâlâ daha önemli ölçüde ulusalcıdır. CHP yönetimi bu gerçekle, Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'na katılma kararı aldığında yüzleşti.”


Yazısını okuduğunuzda Evren gibi düşünen ulusalcılar, AKP’liler, MHP’liler var. Hatta DEM partili, AKP’li troller CHP’ye “faşist” ithamında dahi bulundular.


Değerli okurum, CHP artık tek bir kişinin lider partisi değildir. Ne Baykalcıların, ne Kılıçdaroğlucuların ne de eski ulusalcı damarın veya Alevi ya da sosyalist bir damarın partisidir. CHP tıpkı kuruluşundaki gibi artık halkın partisidir; Mustafa Kemal Atatürk'ün hedeflediği değerleri içinde barındırmak için mücadele eden bir partidir. Atatürk, birilerinin iddia ettiği gibi “ulusalcılığı”, bugünün iktidar yapılanmasının palazlanmasına destek veren bir zihniyeti destekliyor olsaydı, CHP'nin 6 okundan biri Ulusalcılık olurdu.


Evet sevgili okurlar, bu bölümde son derece kısa bir özetle, CHP’nin İmralı’ya gitmeme kararının Türkiye’nin siyasal bağımsızlığı, toplumsal meşruiyeti ve uluslararası denklemler açısından neden hayati bir eşik olduğunu ortaya koymaya çalıştım. Ancak bu hikâye yalnızca bu kararla sınırlı değil. Çünkü Türkiye siyaseti bugün çok daha karmaşık, çok daha çok katmanlı ve tehlikeler barındıran bir manipülasyon alanından geçiyor.


Yazı dizimin 2. bölümünde, bu sürecin en sorunlu parçası olan Kemal Kılıçdaroğlu’nun son dönemdeki çıkışlarını, özellikle de CHP’yi hedef alan ifadelerinin mesaj içerik analizini ele alacağım. Kılıçdaroğlu’nun söylemlerinin siyasi iletişim kuramları ve siyaset psikolojisi açısından ne anlama geldiğini; hangi aktörlere, hangi güç odaklarına ve hangi beklentilere gönderme yaptığını adım adım açacağım.


Bir sonraki bölüm, Türkiye’de siyasal alanın neden bir “kişisel kompleksler laboratuvarı”na dönüştüğünü ve bu sürecin muhalefet–iktidar dengesine nasıl zarar verdiğini anlamak için önemli bir eşik olacak.


Görüşmek üzere...


 
 
 

Yorumlar


didem Fotoğraf 1_edited.jpg

Merhaba, uğradığınız için teşekkürler!
Hi, thanks for stopping by!

Paylaşımlardan haber almak için

Let the posts come to you

  • Facebook
  • Instagram
  • Twitter
  • Pinterest

Benimle iletişime geçmek için/
Let me know what's on your mind

GÜNDELİK DERİNLİK    DEEPLY DAİLY

bottom of page