top of page

Trump’ın Güvenlik Raporu ve MI6 Başkanı’nın Konuşması Bize Ne Anlatıyor? (2)

  • Yazarın fotoğrafı: Didem Öneş
    Didem Öneş
  • 19 Ara 2025
  • 7 dakikada okunur

Değerli okurlarım, yazı dizimin birinci bölümünü okumamış veya okumuş olanlar için,bugünkü yazımda size önce bir özetle başlayacağım. Ayrıca, başlamadan önce sizden bir ricam olacak, yazılarımda takıldığınız, aynı fikirde olmadığınız veya eklemek istediğiniz yönler bulduğunuzda lütfen bu düşüncelerinizi benimle de paylaşırsanız çok sevinirim.


Öyleyse başlayalım;


Birinci bölümde, 2020’li yıllarda dünya siyasetinin neden artık klasik savaş–barış ikiliğiyle açıklanamayacağını tartıştım. Güvenliğin yalnızca askerî güçle değil; algı, teknoloji, toplumsal dayanıklılık ve karar alma süreçleri üzerinden yeniden üretildiği bir döneme girdiğimizi; bu dönüşümün de “gri alanlar” olarak adlandırılan, belirsiz ama süreklileşmiş bir rekabet zemini yarattığını ortaya koymaya çalıştım. Bu çerçevede, Donald Trump’ın 2025 Güvenlik Raporu ile MI6 Başkanı’nın kamuya açık konuşmasının, ilk bakışta farklı diller kullansalar da, aynı yapısal dönüşümün farklı katmanlarını temsil ettiğini savundum.


Birinci bölümün temel iddiası şuydu: Trump’ın sert hegemonya ve normatif kopuşa dayalı güvenlik yaklaşımı ile MI6’in gri alan, bilişsel dayanıklılık ve normatif uyarlama vurgusu birbirine zıt değil; aynı güvenlik paradigmasının tamamlayıcı unsurlarıdır. Bu iki yaklaşım birlikte okunduğunda, 2020’ler güvenlik zihniyetinin yalnızca cephelerde değil, zihinlerde ve toplumsal dokularda şekillendiği daha net biçimde görülmektedir.


İkinci bölümde ise bu kuramsal çerçeveyi somutlaştırarak, önce Trump’ın 2025 Güvenlik Raporu’nu daha yakından inceleyeceğim. Bu raporun dayandığı temel paradigmaları, kullandığı dilin neyi dışladığını ve neyi meşrulaştırdığını; özellikle sert hegemonya, normatif kopuş ve açık güç gösterisi eksenlerinde analiz edeceğim. Amacım, bu metni yalnızca bir güvenlik belgesi olarak değil, ABD’nin dünyaya ve müttefiklerine nasıl bir zihniyetle baktığını gösteren stratejik bir niyet beyanı olarak okumak.


Bu analiz, bir sonraki adımda MI6 Başkanı’nın konuşmasıyla karşılaştırılacak; böylece aynı dönemde, aynı küresel belirsizlik ortamında, iki farklı güvenlik aklının neden farklı söylemler ürettiği ama nasıl aynı mücadele alanında buluştuğu daha net biçimde ortaya konacaktır. İkinci bölüm, bu nedenle yalnızca Trump’ın dünyasını anlatmakla kalmayacak; üçüncü bölümde ele alınacak bilişsel egemenlik ve orta güçlerin kaderi tartışmasının da zeminini hazırlayacaktır.


Trump Corollary Nedir? Sert Hegemonya Mantığı Nasıl Okunmalı?


Trump’ın 2025 Güvenlik Raporu’nu anlamanın ilk şartı, raporun dayandığı zihniyet dünyasını doğru kavramaktan geçmektedir. Bu zihniyetin merkezinde yer alan kavram ise, Trump’ın bizzat kendisinin adlandırdığı “Trump Corollary”dir. Trump Corollary, teknik bir doktrin metninden ziyade, ABD’nin dünyaya bakışında yaşanan normatif ve stratejik yön değişiminin açık bir beyanıdır.


Klasik Monroe Doktrini, ABD’nin Batı Yarımküre’yi kendi etki alanı olarak tanımlamasını ve Avrupalı güçlerin bu alana müdahalesini reddetmesini esas alıyordu. Trump Corollary ise bu tarihsel doktrini güncelleyerek, yalnızca coğrafi bir etki alanı iddiası değil, küresel ölçekte açık bir güç hiyerarşisi kurma niyetini yansıtmakta. Trump’ın ifadesiyle, Amerikan liderliği “yeniden” ve “daha güçlü biçimde” sahneye dönmektedir. Bu dönüş, işbirliği ve çok taraflılık üzerinden değil; üstünlük, caydırıcılık ve itaat beklentisi üzerinden tanımlanmaktadır.


Bu noktada karşımıza çıkan temel mantık, literatürde sert hegemonya (hard hegemony) olarak adlandırılabilecek bir güvenlik anlayışıdır. Sert hegemonya, yalnızca askerî kapasiteye dayanmaz; aynı zamanda müttefikler üzerinde baskı kurmayı, bağımlılık ilişkilerini açıkça yeniden tanımlamayı ve normatif yükümlülükleri ikincil hâle getirmeyi içerir. Trump’ın güvenlik söyleminde sıkça görülen “America First”, NATO’nun maliyet–fayda hesabına indirgenmesi, müttefik liderlerin açıkça küçümsenmesi ve uluslararası kurumların araçsallaştırılması, bu sert hegemonya mantığının pratik uygulamalarıdır.


Trump Corollary’nin zihniyetinin ayırt edici özelliği, meşruiyetini evrensel normlardan değil, doğrudan güçten türetmesidir. Bu yaklaşımda güvenlik, ortak değerler ya da kolektif sorumluluklar üzerinden değil; kimin korktuğu, kimin geri adım attığı ve kimin uyum sağladığı üzerinden ölçülür. Bu nedenle Trump’ın 2025 Güvenlik Raporu, yalnızca bir savunma belgesi değil, ABD’nin müttefiklerine ve rakiplerine yönelik “yeni davranış kuralları”nı ilan ettiği bir siyasal metin olarak okunmalıdır.


Ancak burada kritik bir ayrım yapmak gerekir. Trump Corollary, klasik realizmin devletlerarası denge mantığına birebir oturmaz. Aksine, bu yaklaşım post-liberal, normlardan arındırılmış ve kurumsal bağlardan ziyade liderlik iradesine dayanan bir güç siyasetini temsil eder. Bu yönüyle Trump’ın güvenlik paradigması, sadece ABD’nin rakiplerine değil; müttefiklerine de yönelik bir yeniden hizalama çağrısıdır. Trump 2025 Ulusal Güvenlik Raporunda açıkca ifade edilen : Ya bu yeni sert hiyerarşiye uyum sağlanacak ya da sistem dışına itilme riski göze alınacaktır.


İşte bu nedenle Trump’ın 2025 Güvenlik Raporu, “ne yapacağız?” sorusundan çok, “dünya nasıl bir yer olacak?” sorusuna verilen bir yanıttır. Bu yanıt, gri alanlarda yürüyen örtük mücadeleleri reddetmez; ancak asıl çözümü açık güç gösterisi, sert söylem ve hiyerarşik düzen kurmakta görür. Bu nokta, bir sonraki aşamada MI6 Başkanı’nın konuşmasıyla karşılaştırıldığında, iki farklı güvenlik aklının neden aynı dönemde ama farklı dillerle konuştuğunu anlamak önemli olacak.


Trump’ın 2025 Güvenlik Raporu’nda Ana Kavramlar


Egemenlik,

Caydırıcılık,

Hiyerarşi ve

Yeniden Hizalama


Trump’ın 2025 Güvenlik Raporu, klasik güvenlik belgelerinden farklı olarak teknik bir tehdit envanteri sunmaktan çok, ABD’nin dünyayı nasıl görmek istediğini açıkça ortaya koyan kavramsal bir metindir. Raporda öne çıkan temel kavramlar; egemenlik, caydırıcılık, hiyerarşi ve yeniden hizalama etrafında örülmüş bütünlüklü bir güvenlik aklını yansıtmaktadır.


1. Egemenlik: İşbirliğinden Bağımsızlık Vurgusuna

Raporda egemenlik kavramı, liberal uluslararası düzende alışık olduğumuz biçimiyle paylaşılan sorumluluk ya da ortak normlar üzerinden değil; mutlak karar alma serbestisi üzerinden tanımlanmaktadır. Trump’ın egemenlik anlayışında devlet, uluslararası kurumlar, ittifaklar veya normatif yükümlülükler karşısında sınırlanamaz.


Bu yaklaşımda:

  • Uluslararası hukuk bağlayıcı değil, araçsaldır

  • İttifaklar değer temelli değil, çıkar temellidir

  • Ortak karar mekanizmaları, egemenliği zayıflatan unsurlar olarak görülür


Dolayısıyla egemenlik, işbirliğini güçlendiren bir ilke olmaktan çıkar; bağımlılığı reddeden ve yalnız hareket etmeyi meşrulaştıran bir kavrama dönüşür.


2. Caydırıcılık: Savunmadan Gözdağına

Trump’ın güvenlik raporunda caydırıcılık, klasik anlamıyla “saldırıya karşı savunma” mantığından ayrılmaktadır. Burada caydırıcılık, karşı tarafın niyetini değil, iradesini kırmaya odaklanır.

Bu anlayışta:

  • Güç gösterisi süreklidir

  • Tehditler örtük değil, açık ve kişiselleştirilmiştir

  • Caydırıcılık, güvenlik değil itaat üretme aracı hâline gelir


Bu nedenle Trump’ın caydırıcılık yaklaşımı, savunma refleksi değil; önleyici ve baskılayıcı bir güvenlik dili üretir. Güvenlik, karşı tarafın korku düzeyiyle ölçülür.


3. Hiyerarşi: Eşitler Arası Düzenin Reddi

Trump’ın güvenlik paradigmasında belki de en ayırt edici unsur, eşitler arası uluslararası düzen fikrinin açıkça reddedilmesidir. Raporda dünya, yatay bir işbirliği alanı olarak değil; üst–alt ilişkilerinin doğal olduğu bir güç hiyerarşisi olarak yapılandırılmak istenmektedir.

Bu çerçevede:

  • ABD liderlik eder

  • Müttefikler uyum sağlar

  • Rakipler baskılanır


Bu hiyerarşik düzen, yalnızca rakiplere değil; müttefiklere de yöneliktir. Avrupa liderlerine yönelik küçümseyici dil, NATO’nun maliyet hesabına indirgenmesi ve “yük paylaşımı” söylemi, bu hiyerarşik zihniyetin pratik yansımalarıdır.


4. Yeniden Hizalama: Değerlerden Çıkarlara

Trump’ın 2025 Güvenlik Raporu’nda “yeniden hizalama”, ittifakların ve ortaklıkların ahlaki veya tarihsel bağlar üzerinden değil, güncel çıkarlar üzerinden yeniden düzenlenmesini ifade eder.

Bu yaklaşımda:

  • Kalıcı müttefiklik anlayışı zayıflar

  • İlişkiler sürekli müzakereye açılır

  • Sadakat ancak şu koşulda geçerlidir: performans 


Trump'ın iktidarının devamı ve ABD müesses nizamından çok, hukuk sistemi ve değerler üzerine kurulmuş sistemin bu iktidarı içselleştiirmesi mümkün olduğunda; yeniden hizalama, müttefikler için sürekli bir belirsizlik ortamı yaratacağı kesindir. Kimlerin “içeride”, kimlerin “dışarıda” olduğu sabit olmadığı gibi; bu durum özellikle orta ve küçük güçler için ciddi stratejik riskler üretecektir; ve bu bizim ülkemiz için de oldukça riskli bir yaklaşım olacaktır.


Bu noktada ortaya çıkan soru şudur: Eğer Trump’ın dünyası sert hegemonya üzerinden şekilleniyorsa, MI6 neden gri alanlar, bilişsel dayanıklılık ve meşruiyet dili kullanmaktadır?


Bu soruya cevap aramadan önce bakmamız gereken bir alan daha var;


Rusya ve Çin'in Ulusal Güvenlik Aklı Nasıl İşler ?

Aynı Kavramlar, Farklı Güvenlik Akılları

Trump’ın 2025 Güvenlik Raporu’nda öne çıkan egemenlik, caydırıcılık, hiyerarşi ve yeniden hizalama kavramları, yalnızca ABD’nin güvenlik anlayışını değil; küresel güç rekabetinin ortak sözlüğünü de yansıtmaktadır. Ancak Rusya ve Çin, bu kavramları Trump’ın sert hegemonya yaklaşımından farklı biçimlerde yorumlamakta ve uygulamaktadır. Bu farklılıklar, 2020’ler güvenlik paradigmasının neden tek tip olmadığını anlamak açısından kritik önemdedir.


1. Egemenlik: Mutlaklık mı, Kalkan mı?

Rusya, egemenlik kavramını öncelikle rejim güvenliğinin kalkanı olarak ele alır. Moskova için egemenlik, dış müdahaleye kapalı olmak ve iç siyasetin sorgulanamazlığını tesis etmek anlamına gelir. Bu nedenle Rusya, egemenliği savunurken uluslararası normları değil, güç dengesini esas alır. Egemenlik, işbirliği üretmez; izolasyonu meşrulaştırır.


Çin ise egemenliği daha uzun vadeli ve stratejik bir çerçevede tanımlar. Pekin’in egemenlik anlayışı, çatışmadan çok kontrol ve süreklilik üzerine kuruludur. Çin için egemenlik, doğrudan meydan okumak yerine, zaman içinde bağımlılık ilişkileri kurarak karar alanlarını şekillendirme kapasitesidir. Bu nedenle Çin, egemenliği savunurken normları tamamen reddetmez; onları yeniden yorumlar.


Trump’ın egemenlik anlayışı ise her iki ülkeden de ayrışır: ABD, egemenliği yalnızca kendisi için mutlaklaştırırken, diğer aktörler için koşullu kılar.


2. Caydırıcılık: Korku, Belirsizlik ve Sabır

Rusya’nın caydırıcılığı, belirsizlik üretmeye dayanır. Moskova, karşı tarafın ne zaman, nerede ve nasıl tepki vereceğini kestirememesini hedefler. Siber saldırılar, sabotajlar, enerji baskısı ve gri alan operasyonları bu stratejinin araçlarıdır. Rusya için caydırıcılık, sürekli istikrarsızlık üretmekle mümkündür.


Çin’in caydırıcılığı ise düşük profilli ama süreklidir. Açık tehditten kaçınılır; bunun yerine uzun vadeli ekonomik, teknolojik ve askeri kapasite inşasıyla karşı tarafın risk iştahı düşürülür. Çin’in caydırıcılığı sabır üzerine kuruludur.


Trump’ın caydırıcılığı ise bu iki yaklaşımdan ayrılır: Belirsizlikten çok gösteri, sabırdan çok baskı üretir.


3. Hiyerarşi: Dayatma mı, İnşa mı?

Rusya, hiyerarşiyi açık bir güç dayatması olarak görür. Moskova, yakın çevresinde eşitlik kabul etmez; nüfuz alanlarını zor yoluyla tahkim etmeye çalışır. Bu nedenle Rusya’nın hiyerarşi anlayışı, sürekli çatışma riski üretir.


Çin ise hiyerarşiyi açıkça ilan etmez; ağlar ve bağımlılıklar üzerinden inşa eder. Kuşak-Yol Girişimi, teknoloji tedarik zincirleri ve finansal ilişkiler, Çin’in görünmez hiyerarşi kurma araçlarıdır. Bu yaklaşımda hiyerarşi, itaatten çok alışkanlık üretir. Özellikle son 10 yılda kültürel bir ihraç vardır. Değerleri üreten omak için kültür, sanat, spor, bilim kullanılır.


Trump’ın hiyerarşisi ise doğrudan ve açık bir biçimde ifade edilir: ABD liderdir; diğerleri konumunu bilmelidir.


4. Yeniden Hizalama: Kaos mu, Sabır mı?

Rusya, yeniden hizalamayı kaotik ve fırsatçı bir biçimde kullanır. Moskova için ittifaklar kalıcı değildir; her kriz yeni bir pazarlık alanıdır. Bu durum, kısa vadeli kazanımlar üretse de uzun vadede güvensizlik yaratır.


Çin ise yeniden hizalamayı son derece kontrollü ve uzun vadeli yürütür. İlişkiler ani kopuşlar yerine kademeli derinleşmeler üzerinden şekillenir. Çin için hizalanma, bir anlık tercih değil; zamanla oluşan bağımlılıklar sonucudur.


Trump’ın yeniden hizalaması ise ani, sert ve öngörülemezdir; bu da müttefikler için sürekli bir belirsizlik üretir.

Karşılaştırmalı Özet Tablo

Kavram

ABD (Trump)

Rusya

Çin

Egemenlik

Mutlak (ABD için), koşullu (diğerleri için)

Rejim kalkanı

Uzun vadeli kontrol

Caydırıcılık

Açık baskı ve gözdağı

Belirsizlik ve kaos

Sabır ve kapasite

Hiyerarşi

Açık ve dayatmacı

Zor yoluyla

Ağlar üzerinden

Yeniden hizalama

Ani ve sert

Fırsatçı

Kademeli ve uzun vadeli

Her İki Ülkenin Dünya Şekillendirmesinde Neden Gri Alanlar Merkezde?

Bu karşılaştırma şunu göstermektedir: 2020’ler güvenlik düzeninde büyük güçler aynı kavramları kullanmakta, ancak farklı güvenlik akılları ile hareket etmektedir. Trump’ın sert hegemonya yaklaşımı, Rusya’nın kaotik revizyonizmi ve Çin’in sabırlı nüfuz stratejisi, gri alanları küresel rekabetin ana sahnesi hâline getirmektedir.


Bu noktada asıl soru şudur: Bu üç yaklaşım arasında kalan orta güçler, özellikle de Türkiye, kendi bilişsel egemenliğini inşa edemezse ne olur?


Dolayısıyla yazı dizimde bu soruyu doğrudan ele alarak, orta güçlerin kaderini belirleyen kritik eşikleri tartışacağım.


Değerli okurum, bir sonraki yazımda Trump Ulusal Güvenlik Raporu, MI6 Başkanı’nın konuşmasıyla karşılaştırıldığında, iki farklı güvenlik aklının neden aynı dönemde ama farklı dillerle konuştuğunu anlamak için tartışmayı derinleştireceğim. Pazartesi yazı dizimin üçüncü bölümünde görüşmek üzere.

 
 
 

Yorumlar


didem Fotoğraf 1_edited.jpg

Merhaba, uğradığınız için teşekkürler!
Hi, thanks for stopping by!

Paylaşımlardan haber almak için

Let the posts come to you

  • Facebook
  • Instagram
  • Twitter
  • Pinterest

Benimle iletişime geçmek için/
Let me know what's on your mind

GÜNDELİK DERİNLİK    DEEPLY DAİLY

bottom of page