top of page

Alın Size 'Terörsüz Türkiye' : Yalova'da 3 Polis Şehit

  • Yazarın fotoğrafı: Didem Öneş
    Didem Öneş
  • 30 Ara 2025
  • 8 dakikada okunur

Dün Yalova'da yaşanan elim terör olayı bir kez daha şunu net olarak göstermiştir: Terörü sadece terör örgütlerinin adlarına veya liderlerine indirgerseniz hata yaparsınız. Güvenlik politikalarını oluşturan tüm kurum ve kuruluşlar ve iktidar partileri çok ciddi hata yapmıştır.


Dün teröre kurban verdiğimiz şehitlerlerimizin ardından ben bir kez daha öfke ve acı içindeyim. Vatanını, bayrağını, milletini seven herkes benim gibi öfke ve acı içinde. Sadece öfkeli, üzgün olmak ve "vatan sağolsun" demek yetmez; sorgulamalı, uyarmalı, sorumluların hesap vermesini talep etmek zorundayız.


Uyarıyorum: Yalova’da IŞİD bağlantılı teröristlerle girilen çatışmada üç polisimizin şehit olması, Türkiye’nin uzun süredir görmezden gelinen bir güvenlik tehlikesi gerçeğini acı biçimdebizlere gösterdi: Terör tehdidi ortadan kalkmadı; yalnızca biçim değiştirdi.


Türkiye’de son dönemlerde kullanılan “Terörsüz Türkiye” söylemi, bu bağlamda tehdit algısını düşüren ve uyuyan hücreler için uygun ortam yaratan bir etki üretmektedir (Europol TE-SAT). Oysa modern terör örgütleri artık sürekli saldırı modeliyle değil, bekleme – görünmezleşme – ani ve yüksek etkili saldırı - devleti, kurumları ele geçirme stratejisiyle hareket etmektedir (Bruce Hoffman, Inside Terrorism). Hal böyleyken, Türkiye, IŞİD tehdidini henüz stratejik düzeyde ele alabilmiş bir ülke değildir.


Bu gün nasıl PKK ve onun terörist başı, küresel nedenlerle dönüşen, farklı bir strateji ve yöntemle, Türkiye Cumhuriyetini bölme ve Anayasasını değiştirme amacından vazgeçmediyse; IŞID/DAEŞ gibi radikal İslamcı terör örgütleri de bu amaçlarından vazgeçmemiş ve PKK'dan çok daha tehlikeli hale gelmiştir.


Şimdi kaleme alacağım bu yazıda; Yalova’da yaşanan saldırıyı merkeze alarak, Türkiye’nin terörle mücadelede neden tekrar eden hatalar yaptığını, hangi stratejik körlüklere saplandığını ve neden her “bitti” denilen dönemin ardından daha karmaşık ve daha sinsi tehditlerle yüz yüze kaldığını ortaya koymaya çalışacağım.


Öncelikle, terörü yalnızca “örgüt isimleri” ve “lider figürleri” üzerinden okumak yanıltıcı ve tehlikelidir. IŞİD, PKK ya da benzeri yapıların yalnızca silahlı örgütler değil; ideolojik, sosyolojik ve kurumsal boşluklardan beslenen ağlar uluslararası ağlardır. Terörle mücadelede asıl zaaf, çoğu zaman örgütlerden değil; devletin kendi güvenlik mimarisindeki kırılmalardan kaynaklanır.


IŞİD’in nasıl kurulduğu ve daha tehlikeli bir forma evrildiği üzerinde durulmadan PKK terörünü de bitiremezsiniz. Irak, Suriye, Afrika, Avrupa ve Orta Asya’daki yapılanmalar üzerinden, terör örgütlerinin merkezsiz, hücresel ve uzun süre beklemeye dayalı stratejisini bitirmeden terör bitmez. Buradan hareketle, “uyuyan hücre” kavramının artık gelecek için sadece bir istihbarat alanı olmaktan çıkıp, kurumsal mücadele gerektirdiğini ve kamuya, siyasetin de içine sızabilen uyuyan hücrelerle çok boyutlu bir güvenlik alanı ile karşı karşıyayız. "Yeni Dünya TerörünÜ" eski terörü bitirme yöntemleriyle bitiremezsiniz. Siz değerli okurlarıma 18 Aralık ve 19 Aralıkta yazdığım "Trump’ın Güvenlik Raporu ve MI6 Başkanı’nın Konuşması Bize Ne Anlatıyor" adlı yazı dizinde yeni dünya terörünü de anlatmaya çalışacaktım ki, ilk 2 bölümünü sadece yazabildim. Araya bir sürü olay girdi.


Sevgili okurlarım, Türkiye’de IŞİD’in nerelerde, hangi işlevlerle varlık gösterdiğini sadece güvenlik güçleri değil, vatandaşlarımız da bilmeliler. İstanbul’dan Yalova’ya, Gaziantep’ten Konya’ya uzanan hat üzerinde, bu örgütün eylemci değil ama hazırlık, barınma, lojistik ve bekleme alanlarını nasıl kurduğunu; neden özellikle “sessiz” ve “dikkat çekmeyen” illeri tercih ettiğini bilmek zorundayız.. Yalova’da yaşanan saldırının bir istisna değil, bu stratejinin doğal sonucu olduğunu anlamak ve sorularımızı ona göre sormak zorundayız.


PKK ve Terörist Abdullah Öcalan meselesini ele almadan IŞID'i anlayamayız.. PKK’nın yalnızca Türkiye içindeki bir güvenlik sorunu değil; İran, Irak ve Suriye’ye yayılan bölgesel bir ayrılıkçı proje olduğunu, dil ve yöntem değişse de nihai hedeflerinden vazgeçmediğini ortaya koymak zorundayız. Özellikle PKK/YPG hattının, Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısı ve anayasal düzeni açısından ne anlama geldiğini, açık ve dolaylı hedefleriyle değerlendirmek ve IŞID ile birlikte nasıl çalıştıklarını anlamak zorundayız.


Gerçek bir silahsızlanma ile taktik zaman kazanma arasındaki farkı net biçimde ayırmalıyız. Bugün yapılan bazı açıklamaların neden samimi bir fesih iradesi üretmediğini; aksine tehdit algısını düşürerek uyuyan hücrelere alan açtığını görmek zorundayız.


Son olarak, “Terörsüz Türkiye” söyleminin neden erken, neden riskli ve neden bilimsel karşılığı olmayan bir ilan olduğunu anlamak zorundayız. Terörün bitmediğini; yalnızca şekil değiştirdiğini, görünmezleştiğini ve daha karmaşık hale geldiğini; laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti ilkesinin neden vazgeçilmez bir güvenlik meselesi olduğunu hatırlatarak ilerlemeliyiz. Çünkü mesele sadece terör örgütleri değildir. Mesele, devletin aklı, hafızası ve ideolojik rejimidir.


IŞİD Nedir? Bir Terör Örgütünden Fazlasıdır

IŞİD (DEAŞ), klasik anlamda yalnızca bir terör örgütü değil; devletimsi (proto-state) bir yapılanmadır. El-Kaide’den farklı olarak hedefi yalnızca saldırı düzenlemek değil, toplumu dönüştürmek ve alan kontrolü kurmak, Hilafettir.(Fawaz A. Gerges, ISIS: A History).


2014–2017 arasında Irak ve Suriye’de askerî olarak geriletilmiş olsa da, güvenlik literatüründe bu durum “operational defeat without ideological dismantling” olarak tanımlanır: askeri yenilgi vardır, fakat ideolojik ve örgütsel çözülme yoktur (Alex P. Schmid, Routledge Handbook of Terrorism Research).


Uyuyan Hücre Nedir? Sessizlik En büyük Güvenlik Yanılgısıdır.


Uyuyan hücre, terör literatüründe uzun süre eylemsiz kalan, gündelik hayata entegre olmuş, emir veya uygun koşul oluşana kadar görünmezliğini koruyan yapılanma olarak tanımlanır (Marc Sageman, Leaderless Jihad).


Bu yapılar: Açık propaganda yapmaz, sürekli iletişim kurmaz, silahlı görünmezler. Ancak Türkiye'de sempatizan kazanmak, toplumu dönüştürmek, etkilemek için "masum" denilen alanlara sızarlar. Bu örgütler için en elverişli ortamlar, cemaat ve tarikatler, "kuran kursu" adı altında çalışan denetimsiz veya denetimli alanlardır.

Ve bu terör örgütleri, uygun tetikleyici koşullarda, düşük frekanslı ama yüksek psikolojik ve siyasal etki yaratan saldırılar üretir (Europol, TE-SAT Reports).

Dolayısıyla: Eylem yokluğu, tehdit yokluğu değildir.


IŞİD, uyuyan hücre modelini sistematik biçimde kullanan ilk küresel örgütlerden biridir.

IŞİD açısından uyuyan hücre:

  • “Halifelik çöktü” algısına karşı süreklilik aracıdır

  • Coğrafya kaybını toplumsal sızmayla telafi eder

  • Devletleri “tehdit bitti” rehavetine sokar


Bu nedenle IŞİD, 2017 sonrası:

  • Daha az saldırı

  • Daha uzun sessizlik

  • Daha hedefli eylem

stratejisine geçmiştir.


Cezasızlık – Uyuyan Hücre İlişkisi


Türkiye’de IŞİD’le mücadelede temel sorun, yakalama kapasitesinde değil; yargılama ve mahkûmiyet aşamasında ortaya çıkmaktadır. Açık kaynak haberler (AA, Euronews) ve Adalet Bakanlığı istatistikleri birlikte okunduğunda, gözaltı sayılarının yüksek, tutuklama ve mahkûmiyet oranlarının ise düşük olduğu görülmektedir.

Güvenlik literatüründe bu durum şu zincirle açıklanır (Martha Crenshaw, Explaining Terrorism):

  • Düşük mahkûmiyet

  • “Risk düşük” algısı

  • Sessiz entegrasyon

  • Uyuyan hücreleşme

Yani cezasızlık terörü doğrudan üretmez; terörün sessizce kök salmasına izin verir.

 Uyuyan Hücre Nasıl Beslenir?

Bilimsel çalışmalara göre uyuyan hücrelerde açık propaganda yoktur, inanç, gündelik pratiklere gömülür, radikalleşme içselleştirilir, hukuki boşluklardan yararlanılır, bu adli boşluklar ise en belirgin olanları

  • Adli kontrolle serbest bırakılma

  • Delil yetersizliği

  • Kısa süreli tutukluluk

Bu noktada uyuyan hücre, güvenlik zafiyeti değil; hukuk–siyaset zafiyetinin ürünü hâline gelir.


PKK – IŞİD – Uyuyan Hücre Farkı


PKK, IŞİD ve uyuyan hücreler aynı tehdit türü değildir.

  • PKK: görünür, hiyerarşik, süreklilik gösteren

  • IŞİD: hücresel, dalgalı, sembolik hedefli ( o yüzden Yılbaşı harekete geçen hücreler seçilmektedir)

  • Uyuyan hücre: görünmezliğin kendisidir.

Bu nedenle uyuyan hücreler klasik askerî ve polis refleksleriyle değil; hukuk–istihbarat–toplumsal farkındalık üçgeniyle yönetilebilir (RAND, Countering Violent Extremism in Europe).


Türkiye Açısından En Kritik Risk Nerede Dersek, Cevabı çok açıktır:

Türkiye’de uyuyan hücre tehdidi, üç nedenle daha tehlikelidir:

“Tehdit bitti” söylemi, IŞİD’in yenildiği varsayımı, Güvenlik algısının düşürülmesi, Cezasızlık algısı, Yüksek serbest bırakma oranı, tekrar yakalanan isimler ve sistemce korunuyor algısı.

Ancak Çok Daha Tehlikeli olan Kimlik temelli siyasetdir. Yurttaşlık yerine etnik–mezhepsel söylem, Laik hukuk zemininden uzaklaşma


Bu üçlü birleştiğinde, uyuyan hücreler en verimli ortamını bulur.


Siyasal İslam – Radikalleşme – Uyuyan Hücre


Bu noktada net olmak gerekir, İslam veya dindarlık potansiyel terör değildir. Muhafazakârlık da radikalleşme değildir

Ancak güvenlik literatürü şunu vurgular: Şiddeti reddeden ama şiddeti üreten ideolojiyi reddetmeyen söylemler, radikalleşme için zemin oluşturur (Olivier Roy, Globalized Islam).

Türkiye’de siyasal İslamın uzun süre devletle iç içe geçmiş olması, bu ideolojik alanı meşruiyet zırhıyla kaplamış; aynı ideolojik havzadaki radikal unsurların daha görünmez hâle gelmesine yol açmıştır (Jenny White, Muslim Nationalism and the New Turks).


Hamas – Müslüman Kardeşler – IŞİD Ekosistemi


Hamas,Müslüman Kardeşlerve IŞİD aynı örgüt değildir. Ancak literatürde kabul edilen gerçek şudur: Bunlar aynı radikal İslamcı ekosistemin farklı katmanlarıdır (Gilles Kepel, Jihad; Khaled Hroub, Hamas).

  • Müslüman Kardeşler → ideolojik zemini yaratan

  • Hamas → şiddetin koşullu meşrulaştırılması

  • IŞİD → sınırsız ve küresel şiddet

Bu süreklilik, uyuyan hücre üretimini kolaylaştıran, meşruiyet üreten bir zihin eko-sistemidir.


Türkiye Hizbullahı ve HTŞ: Unutulan Halkalar

Türkiye Hizbullahı, 1990’larda askeri olarak dağıtılmış; ancak ideolojik ve sosyolojik olarak tasfiye edilmemiştir (Özerkmen; Avcı). Bu durum, radikalleşme hafızasının dolaşımda kalmasına neden olmuştur.

Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) ise literatürde “rebranding jihadism (cihatçılığın yeniden markalaştırılması)” örneği olarak değerlendirilir: söylem yumuşar, hedef değişmez (Gerges; International Crisis Group raporları).


“Ilımlılaşma” Söylemi Güvenlik Açısından Ne Anlama Gelir?

Güvenlik literatüründe ılımlılaşma çoğu zaman: ideolojik dönüşüm değil, taktik uyarlama anlamına gelir (Schmid). Şiddetin ertelenmesi, şiddetten vazgeçildiği anlamına gelmez. Bu nedenle literatürde “false moderation trap” (sahte ılımlılaşma tuzağı) kavramı kullanılır (Europol; RAND).

Bu söylem:Tehdit algısını düşürür, önleyici mekanizmaları zayıflatır, uyuyan hücreler için kamuflaj alanı açar. Tıpkı "ILIMLI İSLAM" devletleri ifadesinde olduğu gibi. Suriye'de bu gün kurulmaya çalışılan "Ilımlı İslam" devletinin belli bir süre sonra kaosa dönüşeceği gibi.


Neden “Terörsüz Türkiye” Söylemi Risklidir?

Çünkü: Tehdidin bittiği ilan edilir; güvenlik refleksi gevşemese bile dönüşür; dolayısıyla sivil toplumsal dikkat dağılır. Oysa güvenlik literatürünün temel ilkesi şudur: Tehdit bittiği ilan edilen an, tehdidin en verimli anıdır.


Güvenlik Sloganla Değil, Hukukla Sağlanır

Türkiye’nin karşı karşıya olduğu tehdit: yalnızca sınırdan gelen, yalnızca silahlı, yalnızca görünür

bir tehdit değildir.

Asıl risk; sessiz, bekleyen, görünmez tehditlerdir.

Bu tehdidi durdurmanın yolu: kimlik pazarlığı değil, inanç siyaseti değil; laik, demokratik, sosyal hukuk devleti ilkesine geri dönmektir.


Şimdi sizlerle verilere ve kaynaklara göre yaptığım kıyaslama tablosunu paylaşacağım


Uyuyan Hücre ile Mücadelede Türkiye – Avrupa Kıyaslaması

Bu tablo, tekil bir istatistik setine değil; karşılaştırmalı güvenlik hukuku, Europol TE-SAT raporları, ulusal güvenlik strateji belgeleri ve akademik literatürün birlikte okunmasına dayalıdır.

Kriter

Türkiye

Fransa

Almanya

Birleşik Krallık

Uyuyan Hücre Tanımı

Net ve yasal tanım yok¹

Net ve yasal²

Net ve yasal³

Net ve operasyonel⁴

Önleyici Tutuklama

Sınırlı⁵

Geniş⁶

Orta⁷

Çok geniş⁸

İstihbarat–Yargı Entegrasyonu

Zayıf⁹

Güçlü¹⁰

Güçlü¹¹

Çok güçlü¹²

Adli Kontrol Oranı

Yüksek¹³

Düşük¹⁴

Düşük¹⁵

Çok düşük¹⁶

Serbest Bırakma Oranı

Yüksek¹⁷

Düşük¹⁸

Düşük¹⁹

Çok düşük²⁰

Tekrar Yakalanma (Recidivism)

Yaygın²¹

Nadir²²

Nadir²³

Çok nadir²⁴

Hapishane Radikalleşmesi

Kontrolsüz²⁵

Yakın izleme²⁶

Yakın izleme²⁷

Özel rejim²⁸

Sivil İzleme Mekanizması

Yok²⁹

Var³⁰

Var³¹

Var³²

Siyasal Söylem

“Tehdit bitti”³³

“Tehdit süreklidir”³⁴

“Risk yönetimi”³⁵

“Sürekli teyakkuz”³⁶

Toplumsal Farkındalık

Düşük³⁷

Yüksek³⁸

Orta³⁹

Yüksek⁴⁰

TERÖRSÜZ TüRKİYE İFADESİ NELERE SEBEP OLABİLİR

Sizlere oldukça özet bir çerçeve ile durum tespiti yapmak istedim, görüypruzki, Yalova’da yaşanan terör saldırısı, "Terörsüz Türkiye" hedefinde yeni sorunlara gebedir. Bu durum, çağdaş güvenlik literatüründe iyi bilinen bir olgudur: Terör örgütleri zamana, değişen şartlara ve hedeflere göre merkezsizleşir; hücreleşir ve görünmezleşir.


Bu bağlamda, hem IŞİD hem de PKK, farklı ideolojik zeminlere sahip olsalar da, Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal düzenini ve toplumsal bütünlüğünü hedef alan iki ayrı şiddet formu olarak değerlendirilmelidir.


Bu tehditlerin biri “bitmiş”, diğeri “dönüşmüş” değildir; her ikisi de uyarlanmış ve bekleyen tehditlerdir.

Bu nedenle terörle mücadele, dönemsel başarı ilanlarıyla değil; süreklilik arz eden, hukuka dayalı ve kurumlar arası entegre bir güvenlik mimarisiyle yürütülmelidir. “Terörsüz Türkiye” gibi erken ve politik söylemler, kısa vadede rahatlatıcı görünse de, orta ve uzun vadede risk yönetimini zayıflatan bir etki üretmektedir.


Bu bağlamda ayrıca vurgulanması gereken kritik bir husus vardır: Son yıllarda devlet aklının, güvenliği Türk–Kürt–Arap üçlemesi ya da Türk–İslam sentezi gibi kimlik temelli yeni bir siyasal tahayyül üzerinden yeniden kurgulama arayışı, terörle mücadeleyi güçlendirmek yerine kalıcılaştıran bir etki üretmektedir.


Güvenlik literatürüne göre, devletin kendisini etnik veya dinsel bileşenler üzerinden yeniden tanımlaması; vatandaşlık bağını zayıflatır, hukukun evrensel ve eşit uygulanabilirliğini aşındırır ve terör örgütlerinin beslendiği kimlik temelli mağduriyet anlatılarını güçlendirir. Bu tür sentez arayışları, terörü ortadan kaldırmaz; aksine, hem etnik ayrılıkçı hem de radikal dinci şiddet biçimlerine meşruiyet alanı açarak, tehdidi yapısal ve süreklilik arz eden bir sorun hâline getirir.


Sonuç olarak, terörle mücadele yalnızca bir güvenlik meselesi değil; bir devlet kapasitesi ve rejim meselesidir. Laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti ilkeleri zayıfladıkça; terör örgütleri değil, terörün yaşam alanı güçlenmektedir.


Güvenlik, tehdidin bittiğini ilan etmekle değil; tehdidi sürekli ve doğru okumakla sağlanır.


Dipnotlar (Akademik Kaynakça)

  1. Türk Ceza Kanunu (TCK) ve Terörle Mücadele Kanunu (TMK) – “uyuyan hücre” kavramına dair açık tanım bulunmamaktadır.

  2. Fransa İç Güvenlik Yasası (Code de la Sécurité Intérieure), entreprise terroriste individuelle.

  3. BKA & BfV (Almanya Federal Kriminal Dairesi / Anayasayı Koruma Teşkilatı), Gefährder tanımı.

  4. UK CONTEST Strategy (Home Office), “latent/active threat” yaklaşımı.

  5. Yargıtay terör suçları içtihatları; somut eylem arayışı.

  6. Fransa OHAL sonrası kalıcılaştırılan önleyici tedbirler (2017–).

  7. Almanya Federal Polis Yasası (PolG).

  8. TPIMs – UK Home Office.

  9. TBMM Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu raporları; MİT–savcılık entegrasyon sorunları.

  10. DGSI–Savcılık ortak çalışma modeli (Fransa).

  11. BKA–Federal Savcılık entegrasyonu (Almanya).

  12. MI5–CPS (Crown Prosecution Service) entegrasyonu.

  13. Adalet Bakanlığı istatistikleri; adli kontrol oranları.

  14. Fransa Adalet Bakanlığı yıllık raporları.

  15. Alman Federal Adalet Bakanlığı verileri.

  16. UK Ministry of Justice – TPIM ve kontrol rejimi.

  17. Anadolu Ajansı ve İçişleri Bakanlığı operasyon açıklamaları (gözaltı–tutuklama farkı).

  18. Europol TE-SAT (Fransa).

  19. Europol TE-SAT (Almanya).

  20. Europol TE-SAT (Birleşik Krallık).

  21. Europol & RAND, Recidivism of Terrorist Offenders.

  22. Europol TE-SAT – Fransa ülke bölümü.

  23. Europol TE-SAT – Almanya ülke bölümü.

  24. Europol TE-SAT – UK ülke bölümü.

  25. Türkiye cezaevi sistemi üzerine akademik çalışmalar (Council of Europe raporlarıyla karşılaştırmalı).

  26. Fransa Cezaevi Radikalleşme İzleme Programı.

  27. Almanya Deradikalleşme Programları (HAYAT).

  28. UK High-Risk Prisoner Regime.

  29. Türkiye’de bağımsız sivil izleme mekanizmasının olmaması (İHD & uluslararası raporlar).

  30. Fransa – yerel yönetim + STK iş birliği.

  31. Almanya – sivil toplum tabanlı erken uyarı ağları.

  32. UK – Prevent & Channel Programme.

  33. Türkiye’de siyasal söylem analizi (resmî açıklamalar).

  34. Fransa Ulusal Güvenlik Stratejisi.

  35. Almanya İç Güvenlik Belgeleri.

  36. UK National Security Strategy.

  37. Türkiye kamuoyu araştırmaları (güvenlik algısı).

  38. Fransa kamu bilgilendirme kampanyaları.

  39. Almanya kamuoyu farkındalık çalışmaları.

  40. UK “See it, say it, sorted” yaklaşımı.


 
 
 

Yorumlar


didem Fotoğraf 1_edited.jpg

Merhaba, uğradığınız için teşekkürler!
Hi, thanks for stopping by!

Paylaşımlardan haber almak için

Let the posts come to you

  • Facebook
  • Instagram
  • Twitter
  • Pinterest

Benimle iletişime geçmek için/
Let me know what's on your mind

GÜNDELİK DERİNLİK    DEEPLY DAİLY

bottom of page