top of page

Derinleşen Kimlik ve Samimiyetimin Gücü

  • 9 Şub
  • 4 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 11 Şub

Sevgili okurlarım,


Cuma günü paylaştığım yazı ve pazar günü Instagramda paylaştığım bir fotoğrafla yaptığım yorumlu hiciv üzerine doğrudan mesajlarınızda bir kaç temel bulgu ile karşılaştım. Dolayısıyla, - estetik, kadın, toplum baskısı, kendini kandırma, yapay zeka, fotoğraf sanatı, selfie, görsel anlatım- gibi olguları kendim üzerinden tek bir yazıda anlatmaya karar verdim.




Bu iki görsel, bu gün gri solgun bir odada çekildi. Her iki fotoğrafta hiç bir oynama düzeltme yok. Özellikle bu pozları verdim. Ellerimi, dudak büzerken çizgilerimi, kaşlarımı kaldırırken alnımdaki çizgileri olduğu gibi görüyorsunuz. Ayakta çekilmiş fotoğrafta bacak, kalça, beden orantılarımı da (ince mi kalın mı gibi) tam olarak görüyorsunuz. Dediğim gibi bu fotoğraflarda hiç oynama yok, hatta yukarıdan gelen floresan gri ışık olduğumuzdan daha solgun ve mat gösteriyor bizi. Şimdi gelelim bir başka fotoğrafa:


Bu karede ise, yukardaki gerçek fotoğrafın yapay zeka ile, sadece, duvar rengi ve formu değiştirildi. Geriye kalan her şey aynı. Gördüğünüz üzere form ve renk çok güzel olmasa bile fotoğrafa derinlik, bana ise renk veriyor. Şimdi gelelim, yazacağım konuya:


Kimliğin Estetik Dili Nedir? Bence, Zaman, Görünürlük ve "Kendin Olma" halidir.


Modern kadının kimlik inşasında yaş almak, biyolojik bir süreçten ziyade stratejik bir öz farkındalık evresidir. Evet stratejiktir, stratejik düşüncenin tüm evrelerinde kullanılan yöntemler burada da kullanılır.


Gençlik dönemi, enerjinin çoğunlukla dış dünyaya aktığı, toplumsal beklentileri anlama ve "başkalarının kurguladığı hikâyelerde" doğru rolleri üstlenme telaşıyla geçer.


Oysa orta yaşla birlikte gelen o dingin güç, bireyin anlatı otoritesini (yazı bilimi terminoljisinde böyle denir) eline alarak odağını dışsal onaydan, içsel kabule, yani kendi hikayemize dönmekle başlar. Bu, öz değer algısının yeniden konumlandırıldığı, estetik bir beğeninin ötesine geçen, yaş almalarda, olgunlaşan, kendiyle barışık bireylerde bu dönem derin bir varoluşsal başarıdır.


Bana gelince aynaya baktığımda gördüğüm kadını seviyorum... Ve bunu söyleyebilmek sanıldığından daha zor bir cümle. İnsan, kendi hikâyesine dönmeyi genellikle biraz geç öğreniyor. Kendini sevme ve kabullenme süreci, ruhun derinliklerinden, yaralarınızdan, başarılarınızdan, alışkanlıklarınızdan, başaramadıklarınızdan, sizi siz yapan her yaşşanmışlıktan taşarak bedenin yüzeyine; yani zamanın fiziksel izlerine doğru uzanan bir kimlik beyanının başlangıcıdır. Ay cümleyi çok uzattım! Ama güzel oldu; tekrar okutur bu cümle kendini...


Yazılardaki İtalik Cümleler gibi Yüzdeki İtalik Kelimeler, dahası Fotoğraflardaki İtalikler


Dijital çağda bir kadının kendi görsel anlatısını kurması, basit bir teknoloji kullanımı değil, kendi "görünürlük" sınırlarını çizme hakkıdır. Işık, duruş, yapay zekâ ve fotoğraf teknolojisi, "başka biri" gibi görünmek için kullanılan araçlar değil, iç dünyadaki derinliği dış dünyaya yansıtan sessiz konuşmalardır.


Yapay Zeka teknolojisi ile, sanatta, görsellikte çok değişimler oldu. İnsanın kendini anlatma biçimi de değişiyor. Tarihte ilk kez kadınlar, başkalarının bakışıyla tanımlanmak yerine kendi objektiflerinden kendilerine bakma ve kendi gerçekliklerini kurgulama gücüne sahip oldu.


Burada asıl mesele estetik bir kaygıdan öte, felsefi bir soruda gizlidir. Kadınlar üzerinde kurulan baskı genellikle yanlış bir soru üzerinden tartışılır: "Kadın neden genç görünmek ister?" Oysa doğru ve stratejik soru şudur: "Kadın neden görünür olmak ister?"


Aradığımız şey bir gençlik taklidi değil, zamanın içinden süzülerek gelen kimliğin görünürlük kazanmasıdır. Bir çizgiyi hafifletmek veya bir fotoğrafı düzenlemek beni başkası yapmaz; aksine beni daha anlaşılır kılar.


Bunun adına görsel manifesto diyebiliriz. Yıllar içinde şunu benimsedim: insan bedeni bir tuvaldir ve her kadın kendi fırçasını tutma, kendi renklerini seçme hakkına sahiptir. Stil ve fotoğraf estetiği, insanın kendisiyle yaptığı sessiz konuşmanın dışa vurumudur.


Size şimdi de 43 yaşımdan bir fotoğraf sunayım. Babama eşlik etmek için gittiğimiz bir düğünde, fotoğrafçı masamıza gelip herkesin fotoğrafını çekti, böylece çıkışta herkes düğünden kendine bir hatıra satın alabilirdi. Ama bu karede, fotoğrafcı neredeyse dibime girip bir kare aldı. Hoşuma gitmediği halde, (başkaları için yaşadığımızdan, ayıp olmasın diye) sustum. Ve gözümde patlayan o flaşı ile beynimde bir iki saniyelik kısa devre oldu. Fotoğraf aşağıda;




Bu fotoğrafı, depoda bir çerçeveye yapışmış halde buldum. Eskimiş, solmuş, yıpranmış....o yıllar da ben de yorgundum. Ama bu fotoğrafın ısı, toz, çerçevede cama yapışması nedeniyle materyal yıpranmışlığı gibi değildi yorgunluğum. Fotoğrafı çeken kişi bir profesyonel olmasına rağmen bence yanlış açıdan, yanlış ışıkla beni çekmişti. Benim imzamdan çok kendi imzası vardı beni yansıtan karede.


Bu gün bu karedeki kadar genç değilim, yer çekimine uğramış yerlerime rağmen yukardaki karedeki kadar gencim! ruhum genç...oyuncuyum, huzurluyum, kendimden emin... Hiç özel bir kıyafet, estetik dokunuş, yapay zeka veya uygulama ile revize edilmemiş fotoğraflarım. Bazen bu fotoğraflardan çok daha genç bazen çok daha yaşlı çıktığım zamanlar da var. Güne, duygulara, yaşananlara, sağlığa göre değişen fotoğraflar. Bazen de ay veya yıla göre değişen kilo, saç, giyim tarzı; bundan 4 ay önce şu anda ölduğumdan 7 kilo fazlaydım, daha yaşlı daha yorgundum. Bu gün verdiğim 7 kilo ile daha enerjik ve genç duruyorum.


Derinleşen Kimlik ve Samimiyetin Gücü

Orta yaş kadınlığı üzerine yapılan modern sosyal bilim araştırmaları ve sosyolojide yükselen yeni yaklaşımlar, bu büyük dönüşümü doğrulamaktadır: Kadınların öz değer algısı artık "gençlik merkezli" olmaktan çıkıp, deneyim ve kimlik bütünlüğüne odaklanmaktadır. Yaş almak bir eksilme süreci değil, kimliğin yoğunlaşması ve bireyin kendi özgün "aromasını" keşfetmesidir. Yoğunlaşmak, başkasına dönüşmek değil; kendi özündeki derinliği daha berrak bir şekilde ortaya koymaktır.

Gerçeklik, pürüzsüz bir kusursuzlukla değil, ancak cesur bir samimiyetle kurulabilir. Estetik, moda ve teknoloji, eğer kendi hikâyemizi anlatmamıza hizmet ediyorsa birer özgürleşme aracıdır. Yaş almak fiziksel bir değişimden ziyade, ruhun derinleşmesidir ve bu derinlik en çok samimiyetle parlar.


O samimiyeti yansıtacak her dokunuş cesaret işidir. Size o cesareti yansıtan bir kare göstereyim:



Bu kare tam ben, yıllar içinde dönüşen ben... fotoğrafta göğüs bölümündeki çatalı yumuşatmak, arkada bir stüdyo çekimi ambiyansı yaratmak, gözümün çevresindeki çizgileri azaltmak ve fotoğrafa profesyonel çekim tarzı vermek dışında hepsi ben.


Kendi görünürlük yolculuğumuzda, aynadaki izlerimizi silmeye değil, o izin taşıdığı hikâyeyi tüm samimiyetinizle dünyaya anlatmaya odaklanmalıyız. Gerçek güzellik, zamanın bize verdiği o eşsiz ifadeyi ve kendimiz olma cesaretini estetik bir formda sunabilmektir.



 
 
 

Yorumlar


didem Fotoğraf 1_edited.jpg

Merhaba, uğradığınız için teşekkürler!
Hi, thanks for stopping by!

Paylaşımlardan haber almak için

Let the posts come to you

  • Facebook
  • Instagram
  • Twitter
  • Pinterest

Benimle iletişime geçmek için/
Let me know what's on your mind

GÜNDELİK DERİNLİK    DEEPLY DAİLY

bottom of page