IŞID, PKK, SURİYE, KARADENİZ DERKEN, HALKIN ANLAYAMADIĞI GELİŞMELERİN CEVABI: YENİ REJİM İNŞASI
- Didem Öneş
- 29 Ara 2025
- 8 dakikada okunur
Sessizlik Ekonomisi Nedir'i Anlamadan; Magazin Gürültüsü, Narko-Güvenlik Körlüğü ve Yeni Rejim Mantığını Anlamak Mümkün Değildir (2018–2025)
Gürültü varken tehlike neden sessizleşir? Asıl Tehlike Nerededir?
Son aylarda Türkiye kamuoyu; magazin, ünlü operasyonları, bireysel uyuşturucu testleri ve itibar yıkımlarıyla meşgul. Ancak bu gürültünün içinde, çok daha yapısal ve tehlikeli bir hat neredeyse görünmez hâle geliyor: narko-ekonomi ile güvenliğin kesiştiği alan. Bu tehlike bilerek mi yoksa becerisizlikle mi gözardı edilmekte meselesi temel sorularımızdan biri oldu. Ancak bu soru bile tali bir sorudur. Üç gündür siz değerli okurlarıma yaşadıklarımızı derli toplu nasıl anlatırım meselesi üzerinde yoğunlaştım; ancak süreçleri, yaşananları anlamak ve anlatmak inanın göründüğü kadar kolay değil.
Halkın görünmezlerini, vatandaşın gördüklerinin bize sadece gösterilen olduğunu günümüzde milletimize anlatmak bir vatandaşlık görevidir.
Dünkü IŞİD bağlantılı, 7 aslan polisimizin yaralandığı, saldırıların Yalova gibi “sakin” kabul edilen bir şehirde ortaya çıkması, bu görünmezliğin bedelini bir kez daha hatırlattı.
Şimdi sizinle paylaşacağım yazımın temel iddiası şudur: Magazin gürültüsü artarken, kim kullanıcıymış değilmiş meselesi hukuksuzca, insan onuruna aykırı olarak bile isteye servis edilirken, Türkiye, narko-ekonominin çok aktörlü güvenlik boyutunu kaçırıyor. Bugün uyuşturucu ekonomisi yalnızca PKK başlığıyla ele alınmamaktadır; PKK, IŞİD, Afgan ve Suriye bağlantıları, Orta Asya ve Arap, Arnavut, Karabağ, Bulgar, Rus, İran, Irak ağlarıyla birlikte ele alınması gereken bir güvenlik-ekonomi problemine dönüşmüştür. Eskiden uluslararası uyuşturucu ağının transit ülkesi olan Türkiye, nasıl oldu da artık sadece transit bir ülke değilde, üreten, dağıtan, kullanım oranları artan bir ülke haline geldi? Bunun ekonomiyle, siyasetle, rejimle bir ilgisi var mı? Bu sorulara cevap verirken size bir çok analizcinin değinmediği bir TERİMden bahsedeceğim:
Sessizlik Ekonomisi
Sessizlik ekonomisi, yeni rejimler, yeni bir ülke kurulurken yada otoriter rejimlere geçişte en araçsal siyasettir. Baskının açık yasaklarla değil, konuşmanın maliyetini yükselterek kurulduğu bir rejim mantığını ifade eder.
Bu düzenlerde:
Konuşmak risklidir,
Susmak rasyoneldir,
Görünürlük cezalandırılır,
Sessizlik ödüllendirilir.
Bu, klasik sansürden farklıdır. Burada kimseye “konuşma” denmez; konuşmanın bedeli hatırlatılır.
Bu yaklaşım üzerinde çalışan akademisyenlerden, Albert O. Hirschman’ın Exit–Voice–Loyalty çerçevesiyle açıkladığı terim şunu ifade eder: Yeni rejimlerde Voice (ses) pahalılaşır; Exit (çekilme) ve Loyalty (uyum) teşvik edilir. Sessizlik ekonomisi, “kimse konuşmuyor” hâli değildir. Şu dengenin kurulup kurulmadığını ölçer: Konuşmanın maliyeti artınca / Susmanın getirisi artırılır
bu dengenin nerede, ne hızla ve hangi araçlarla kurulduğunu anlamak için Medya, Sermaye, Kültür ve Hukuk Alanlarında Ölçülebilir İşaretlere bakmak gerekir. Sessizlik Ekonomisi Göstergeleri”ni ampirik olarak izleyebilir, veriyle test edebilir miyiz? Evet kesinlikle. Sizlere iki kitaptan bahseceğim: Folk Devils and Moral Panics (1972), sosyolog Stanley Cohen tarafından yazılmış klasik bir toplumsal incelemedir. Kitap, medyanın ve kurumların toplumsal tepkileri nasıl şekillendirdiğini, özellikle de bazı grupların “halk şeytanları” (folk devils) hâline nasıl getirildiğini analiz eder. Eser, kültürel sosyoloji, medya çalışmaları ve suç sosyolojisi alanlarında temel bir metin olarak kabul edilir. Bir diğer kitap ise: Moral Panics: The Social Construction of Deviance (Moral Panics: Sapkınlığın Toplumsal İnşası), sosyologlar Erich Goode ve Nachman Ben-Yehuda tarafından yazılan, ahlaki panik kavramını sistematik biçimde tanımlayan ve açıklayan kurucu metinlerden biridir. İlk baskısı 1994’te, genişletilmiş ikinci baskısı ise 2009/2010’da yayımlanmıştır. Bu her iki kitapta, kurulan yeni rejimlerde Ahlaki Panik ve İtibar Yıkımı, Medya Operasyonları, “İbret Dosyaları” birer Kültürel Disiplin aygıtıdr. Toplumun değerlerini tehdit ettiği iddia edilen bir grubun, kişinin, medya ve otoriteler eliyle orantısız biçimde büyütülmesi, sembolleştirilmesi ve cezalandırılması süreci "ahlaki panik" yaratarak tehdidin gerçekliğine değil; tehdidin nasıl temsil edildiğine yönelir. Bu yöntemle kişilere, kurumlara, temsil ettikleri değerlere dair İtibar Yıkımı (Reputational Destruction) ile yeni bir aşamaya geçilir.
Daha anlaşılır olması için : Ahlaki panik genellikle şu süreç ile tamamlanır: İtibar yıkımı:Kişinin yalnızca hukuki değil, toplumsal, mesleki ve ahlaki meşruiyetinin eş zamanlı olarak çökertilmesi sağlanır.
Bu noktada amaç:
mahkûmiyet vermek değil, konuşma kapasitesini yok etmektir.
Bu yüzden:
çoklu suç isnatları, şantaj, kadın pazarlama, kara para gibi “toplam lekelenme” yaratan başlıklar aynı anda dolaşıma sokulur. Bu psikolojik harekat literatüründe ortaya çıkan ara kavram ise şudur: İbret dosyası (exemplary case). Hukuki sonuçtan çok sembolik etki üretmek için kullanılan, kamuoyuna nerede nasıl durmalarının “sınırlarını” gösteren dosyalar afişe edilir.
İbret dosyalarının tipik özellikleri şunlardır:
Çok sayıda ağır iddia
Medyada sızdırma yoluyla yayılım
Dosyanın yukarıya (yani asıl gitmesi gereken yere) doğru açılmaması
Hedefin hızla yalnızlaştırılması
Bu tür dosyalar, ahlaki panik + itibar yıkımı kombinasyonuyla çalışır.
Neden Yeni Rejimlerde Bu Yöntem Tercih Edilir?
Çünkü ahlaki panik, klasik sansürden daha etkilidir, hukuki süreçlerden daha hızlıdır, toplumu kendi kendini denetlemeye zorlar. Özetle yeni kurulan rejimler için ideal araçtır; çünkü:“Devlet susturmaz.Toplum susturur.” Bu çerçeveden bakıldığında:
“Ünlü operasyonları”
“çoklu suç isnatları”
“medyada kontrollü sızdırmalar”
bir suçla mücadele politikası değil; kültürel disiplin ve itaat üretme psikolojik harekatı olarak işlev görür. Daha anlaşılır ifade edecek olursak, dosyaların nasıl kurulduğu, nerede durduğu ve nereye hiç gitmediği incelendiğinde, karşımıza bir suçla mücadele politikası değil; daha geniş bir rejim inşa stratejisi çıkar. Yeni sermaye rejiminin önünü açmak ve eski/özerk ekonomik–kültürel aktörleri tasfiye etmek için işlevsel bir siyasal araç olarak bu süreçler kullanılır.
Yeni Sermaye Rejimi Nedir?
Yeni sermaye rejimi, klasik anlamda “zenginleşme” değil; hangi zenginliğin meşru sayılacağına dair bir tercihtir.
Bu rejimde tercih edilen sermaye tipi genellikle şudur:
siyasal merkeze tam uyumlu,
görünürlükten kaçınan,
denetlenebilir,
uluslararası sermaye hareketlerine açık ama şeffaflık talep etmeyen.
Buna karşılık riskli görülen sermaye tipi:
özerk,
kamuoyunda karşılığı olan,
kültürel/medyatik etki üretebilen,
siyasal merkeze mesafesini tamamen kapatmayan aktörlerdir.
Yeni rejimler için mesele “zenginlik” değil; kontrol edilebilirliktir. Ekonomik alanları “boşaltarak” İtibarsızlaştırılan figürler yeni rejimin ayağının altından çekildikçe:
medya,
spor,
kültür,
iletişim
alanları yeniden paylaştırılabilir hâle gelir. Bu süreç çoğu zaman sessiz yürür; çünkü kimse “ahlaksız” ilan edilen birini savunmak istemez. Yeni aktörlere “sessiz geçiş” sağlayarak; ahlaki panik gürültüsü sürerken:
yeni sermaye girişleri,
yeni ortaklıklar,
yeni lisans ve imtiyazlar
daha az dikkatle ilerler. İktidar çevresinden bazı isimlerin hedef alınması, bu sürecin tarafsız olduğunu göstermez.
Aksine şunu gösterir: Yeni rejim,yalnızca muhalefeti değil; kontrol dışı müttefikleri de tasfiye eder.
Bu, literatürde iç disiplin olarak adlandırılır.
Ama dikkat:
Bu tasfiye çekirdeğe gitmez,
finansal ve kurumsal ağlar korunur,
sembolik figürler feda edilir. Bir ülkede ahlak söylemi yükselirken, sermaye sessizce el değiştiriyorsa;
orada adalet değil, yeni bir rejim kuruluyordur.
Sessizlik Ne Üretiyor?
Sessizlik: barış üretmez, istikrar üretmez. Sessizlik şunu üretir:
itaat
kayıtsızlık
etik erozyon
Ve en önemlisi: Sessizlik,yanlışın normalleşmesini sağlar.
Size Sessizlik Ekonomisi Skor Tablosunu da çıkarttım – Türkiye (Örnek)
Medya Alanı
Gösterge | Puan (0–5) | Kısa Gerekçe |
1) Konu Kayması Endeksi | 4 | Yapısal ekonomi/sınır haberleri azalırken; skandal/ahlak başlıkları artar |
2) Otosansür Göstergesi | 4 | Aynı dosyalarda eşzamanlı suskunluk; yayın öncesi geri çekmeler |
3) İbret Dosyası Yoğunluğu | 5 | Tekil dosyalara orantısız süre/haber; karşı görüş alanı dar |
Medya Alt Toplam (Max 15): 13 bu tablo bizi şunu gösteriyor, yeni rejim kurulurken Medya Alanı en sessiz alanlardan.
Sermaye Alanı
Gösterge | Puan (0–5) | Kısa Gerekçe |
4) Görünmez Sermaye Girişi | 4 | Büyük giriş/ortaklıklar düşük kamusal tartışma |
5) “Uyum Primi” | 4 | Uyumlu aktörlerde hız/erişim avantajı |
6) Riskten Kaçınma | 3 | Medyatik yatırımlardan çekilme; sessiz ortaklıklar |
Sermaye Alt Toplam (Max 15): 11 Sermaye de sessizlik üretiyor
Kültür Alanı
Gösterge | Puan (0–5) | Kısa Gerekçe |
7) Kültürel Görünürlük Eşiği | 4 | Ünlü/figürlerin politik-toplumsal suskunluğu |
8) Makbul Kültür Endeksi | 3 | Apolitik/zararsız içeriklerin teşviki |
9) İtibar Yıkımı Hızı | 4 | Hızlı izolasyon; sözleşme/sponsorluk kesintileri |
Kültür Alt Toplam (Max 15): 11 Kültürün ele geçirilmesi bu yüzden önemlidir.
Hukuk Alanı
Gösterge | Puan (0–5) | Kısa Gerekçe |
10) Seçici Uygulama Oranı | 4 | Benzer fiillere farklı hız/sonuç |
11) İddia–Delil Asimetrisi | 4 | Medyatik iddia çokluğu, dosyada sınırlı delil |
12) Süre–Yorgunluk Etkisi | 3 | Uzayan belirsizlik; süreç cezası |
Hukuk Alt Toplam (Max 15): 11 Hukuk bir tür araçtır. Genel Skor Toplam (Max 60): 46 Yorum: Yüksek sessizlik ekonomisi Türkiyenin yeni rejim inşası.
Size 2018 - 2025 yılları arasında karşılaştırmalı bir grafik vereceğim :
1 Türkiye- Dünya Basın özgürlüğü skoru

2. Türkiye Sessizlik ekonomisi yıllara göre

Bu iki grafik yıllara göre basın özgürlüğü endeksimiz düşerken sessizlik ekonomisi endeksimiz ise yükseldiğini gösterir.
Magazin Gürültüsü, Görünmeyen Tehditler ve Narko-Güvenlik Körlüğü
Farkında mısınız, Magazinle oyalanırken, narko-ekonominin güvenlik boyutunu ıskalıyoruz.
Oysa bugün Türkiye’de uyuşturucu ekonomisi yalnızca "kullanıcılarla açıklanamaz"; çok aktörlü ve çok karmaşık bir güvenlik riskine dönüşmüştür. Uzun yıllar uyuşturucu tartışması PKK finansmanı ekseninde okundu. Bugün bu çerçeve yetersiz. Suriyede yeni bir rejim kuruluyor; Türkiye de yeni bir rejim kurulması için anayasa değiştirilmek isteniyor böylesi bir ortamda sahada görülen tablo:
IŞİD: Hücre yapılanmaları, küçük ama hızlı finansman ihtiyacı, düşük görünürlük.
PKK/YPG ve diğer Kürt terör aygıtları: Uluslararası hakimiyete sahipliklerini bırakmak istemiyor
Afganistan bağlantılı ağlar: Opiat–sentetik geçişleri, diaspora ve geçici işgücü hatları.
Suriye kaynaklı geçişler: Sınır-ötesi kaçakçılık, mikro-dağıtım, yerel suç ağlarıyla eklemlenme.
Kafkas/Orta Asya kökenli gruplar (Çeçen, Özbek vb.): Lojistik, tahsilat ve güvenlik hizmetleri.
Arap ağları: Para transferi, hızlı nakit döngüsü ve örtük ticaret.
Ve bu arada biz ne yaşadık
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen uyuşturucu soruşturması çerçevesinde çok sayıda ünlü isim, medya mensubu, fenomen ve iş insanı hakkında soruşturma, gözaltı ve tutuklama kararları verildi. Bunlar arasında sanatçılar, oyuncular, sosyal medya fenomenleri, iş insanları ve medya dünyasından isimler bulunuyor. Örneğin Veyis Ateş’in de aralarında olduğu yeni dalga gözaltılar yaşandı. T24
Önceki dalgalarda Hadise, İrem Derici, Kubilay Aka, Berrak Tüzünataç, Demet Evgar gibi popüler isimlerin adları gündeme geldi ve kan/blood örnekleri alındı. MyGazete
Operasyonlar sadece bireylerle sınırlı kalmayıp 34 gece kulübü ve eğlence mekanına eş zamanlı baskınlar da içeriyor ve buradan çeşitli deliller ele geçirildiği bildiriliyor. takvim.com.tr
Soruşturma kapsamında çok sayıda kişi tutuklandı, bazıları adli kontrolle serbest bırakıldı, bazıları hakkında yakalama kararı devam ediyor.
Bu kişisel ve magazin odaklı soruşturmalar bir yana, son dönem Türkiye genelinde narkotik suçlarla mücadelede büyük çaplı operasyonlar da yürütülüyor. Örneğin 65 ilde düzenlenen operasyonlarda yüzlerce kilogram uyuşturucu ele geçirildi ve 700’den fazla kişi yakalandı. Nöbetçi Gazete
Türkiye’deki son haftalardaki uyuşturucu operasyonları, bireysel ünlü isimler üzerinden gündemleşmiş olsa da aslında daha geniş bir narkotik soruşturması ve ülke genelinde uyuşturucu suçlarıyla mücadele çabasının parçası olarak okunabilir. Hukuki süreçlerin sağlıklı işlemesi, medyanın sorumlu haberciliği ve toplumun bu gibi ciddi konuları basit magazin odaklı bakışla tüketmemesi önemlidir. Ancak bana sorarsanız, aslında gördüğümüz tablo, uyuşturucuyla mücadeleden çok “kamuoyunu yönetme” pratiğine benziyor. Neden mi böyle düşünüyorum? Ben Baronları göremedim soruşturmada!
Acaba, oraya gidildiğinde iş uyuşturucu dosyası olmaktan çıkar ve şuralara mı çarpar?
a) Devlet–mafya–siyaset kesişimi
Uyuşturucu trafiği:
limanlardan,
gümrüklerden,
kara ve deniz hatlarından geçer.
Bunlar kurumsal körlük olmadan olmaz. Bir konteyneri limandan geçirmek için fenomen olmak gerekmez. Memur, amir, siyasal koruma gerekir.
b) Uluslararası bağlantılar
Gerçek baronlar:
Balkan hattı
İran–Afganistan geçişleri
Latin Amerika–Avrupa rotaları
Burada: yabancı servisler, karşılıklı “görmezden gelmeler”, diplomatik pazarlıklar devreye girer.
Yani mesele sadece savcı–polis meselesi değil; jeopolitik bir dosya.
Peki bunların Türkiyede bağlantılı olduğu yapılar hangileri? Unutulmamalı
Bu yapı tek bir “baron”a indirgenmez; parçalı, esnek ve hızla uyarlanan bir ekosistemdir. Dolayısıyla “kim kullanmış?” manşeti, sistemi değil bireyi hedef alır ve çekirdeği görünmez kılar.
Asıl kritik nokta (burası önemli :) )
Gerçekten uyuşturucuyla mücadele eden bir devlet şunları yapar:
Liman ve gümrüklerde şeffaf büyük davalar
Siyaset–mafya ilişkilerine dokunan isimli iddianameler
Emniyet içi çürüme için iç denetim ve yargı
Kara para aklama dosyalarını bankalara kadar götürür
Şu ana kadar bizde ne var : Bizde ne var? Fenomen, DJ, Oyuncu, Sanatçı, Gazeteci, Spiker, “Kokain saçta çıktı mı?” tartışması. Bu bize şunu söyleme hakkını verir: Kara Paraya Dokunmayan Mücadele uyuşturucu ile mücadele değildir.
Uyuşturucu ekonomisinin sürekliliği büyük ölçüde kara para aklama kapasitesine bağlıdır. Türkiye örneğinde ampirik olarak dikkat çeken husus, uyuşturucu operasyonlarının:
büyük ölçekli mali soruşturmalara,
banka ve finans kuruluşlarına,
inşaat, turizm ve eğlence sektörlerindeki sermaye hareketlerine sistematik biçimde bağlanmamasıdır.
Mali Suçları Araştırma Kurulu raporlarının sınırlı sayıda yargı sürecine dönüşmesi, finansal denetimin seçici biçimde işletildiğini düşündürmektedir. Kara para aklama dosyalarının politik ve ekonomik elitlere uzanmaması, kontrollü kirlenme yönetiminin tipik bir göstergesidir. Şimdi gelelim IŞID operasyonlarına, YALOVA DENKLEMİNE
SESSİZLİK EKONOMİSİNİN GÜVENLİK MALİYETİ VE YENİ REJİM
Yalova’daki IŞİD bağlantılı saldırılar iki kritik gerçeği gösterdi:
Hücreleşme artık büyük şehirlerle sınırlı değil.
Mikro-finansman modelleri, narko-ekonomiden düşük maliyetli kaynak sağlıyor.
Bu, sessizlik ekonomisinin güvenlik maliyetidir:Kültürel alan disipline edilirken,güvenlik alanı parçalanmış ve karmaşıklaşmıştır.
Bu yazının vardığı yer çok net: Bir ülkede magazin gürültüsü yükselirken,narko-güvenlik ağları çok aktörlü hâle geliyorsa,orada suçla mücadele değil,sessizlik ekonomisi işlemektedir.
Ve sessizlik: radikal örgütlerin, esnek suç ağlarının, narko-ekonominin en sevdiği ortamdır.












Yorumlar