top of page

KONUK YAZAR: David J. Kostelancik

  • 9 Nis
  • 5 dakikada okunur

Bir Diplomatın Kaleminden Seçici Bir Analiz: Okurken Aklınızda Bulundurmakta Fayda Var


Bugün blogumda ilginç bir konuk yazıya yer veriyorum. Yazı, 12 Nisan'da gerçekleşecek Macaristan seçimlerini konu alıyor ve kaleme alan isim sıradan biri değil: David J. Kostelancik, ABD Kıdemli Dışişleri Servisi'nin eski üyesi, Budapeşte Büyükelçiliği'nde iki yıl Maslahatgüzar olarak görev yapmış deneyimli bir diplomat.

Yazı akıcı, bilgilendirici ve profesyonelce hazırlanmış. Seçim gözleminin sınırlarını, Rus etkisini ve Macaristan'ın kırılgan demokratik ortamını ustalıkla ele alıyor. Okumaya değer — ama bazı önemli çekincelerle.


Şunu peşinen söylemeliyim: Bu yazı tarafsız bir analiz değildir.


Yazar, dış müdahaleyi ele alırken ilginç bir seçicilik sergilemektedir. Rusya'nın etkisi sayfalar boyu işlenirken, AB müdahalesi neredeyse meşru bir "norm denetimi" olarak sunulmakta; Orbán karşısında güçlenen muhalefetin lideri Magyar ise dikkat çekici bir sempatiyle tanıtılmaktadır. Buraya kadar tartışılabilir bir perspektif. Ancak yazıda göze çarpan en büyük boşluk şudur: ABD'nin bu seçimdeki rolü tek satırla bile anılmamaktadır.


Seçimden haftalar önce Dışişleri Bakanı Rubio Budapeşte'ye giderek Orbán'a açık destek verdi. Trump, Orbán'ı resmen desteklediğini ilan etti. Ve seçimden yalnızca birkaç gün önce, 7 Nisan'da, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance bizzat Macaristan'a giderek Orbán'ın mitingine telefon bağlantısıyla katıldı ve Macar seçmenlere "Viktor Orbán'ın yanında durun" diye seslendi. Bu, 2006'dan bu yana gerçekleşen en üst düzey ABD ziyaretiydi.


Peki tüm bunlar yaşanırken Kostelancik'in dış müdahale analizinde ABD neden görünmez olarak kalmış?


Cevap muhtemelen şudur: Yazar muhalefetin kazanmasını, dolayısıyla Macaristan'ın AB ve Batı eksenine yakınlaşmasını arzulamakta; bu siyasi tercihi akademik bir tarafsızlık kisvesi altında sunmakta. Seçici bir çerçevelemeyle yazara göre; Rusya kötü aktör, AB meşru denetçi, ABD yani Trump yönetiminin dış müdahalesi ise hiç yokmuş gibi ifade dahi edilmemektedir. Bunu söylerken yazıyı değersiz bulduğumu veya dikkate almamamız gerekir demiyorum. Tam tersine, bilinçli bir okuyucu için son derece değerli. Uluslararası seçim gözleminin gerçek sınırlarına, Macaristan'ın demokratik kırılganlıklarına ve dış aktörlerin seçimleri nasıl çerçevelediğine dair önemli bilgiler içeriyor.


Ancak bir yazıyı en iyi anlamanın yolu, onu kimin, hangi perspektiften ve ne için yazdığını bilerek okumaktır.


Aşağıda yazıyı olduğu gibi tercüme ettim. Siz de okurken bu arka planı aklınızda tutmanızda fayda var.


"Macaristan'ın 2026 Seçimleri: Dış Etkiler ve Seçim Gözleminin Sınırları


Macaristan'ın 12 Nisan 2026'ya planlanan parlamento seçimleri, yalnızca iç siyasi rekabet tarafından değil, aynı zamanda daha geniş jeopolitik gerilimler ve dış müdahale tartışmaları tarafından da şekillendirilen bir ortamda gerçekleşmektedir. Seçim müdahalesi suçlamaları arasında devlet kontrolündeki medyadan yayılan dezenformasyon, Rusya'nın yasadışı faaliyetlere ilişkin iddiaları ve Ukrayna ile AB'yi düşman olarak konumlandırma girişimleri yer almaktadır. Gerçekleri ayırt etmek ve Macar seçmenlere gerçekliğin "nesnel" bir değerlendirmesini sunmak son derece karmaşık bir görevdir. Uluslararası kurumlar ve ortaklardan jeopolitik rakiplere uzanan dış aktörler, iç siyasi aktörlerle etkileşime girerek yabancı etkinin ayrıntılarına ve seçim adaleti üzerindeki yansımalarına dair her türlü basit değerlendirmeyi güçleştirmektedir.

Bu tartışmanın merkezinde iki temel soru yatmaktadır: (1) Dış etkinin yayılmacı ve dolaylı kanallar aracılığıyla işleyebildiği bir ortamda, ister Macar ister uluslararası olsun, seçim gözlemcileri seçimin gerçekten özgür ve adil olup olmadığını belirleyebilecek midir? (2) Böyle bir tespitte bulunurlarsa, bunu açıkça ifade edecekler ve görüşlerini savunmaya hazır olacaklar mıdır?


Dezenformasyonun Ötesinde Dış Etki

Çağdaş demokrasilerde yabancı seçim müdahalesi; gizli çevrimiçi operasyonlar, siber saldırılar veya illegal finansman ağlarıyla özdeşleştirilmektedir. Macaristan ise daha kapsamlı bir tablo ortaya koymaktadır. Hem NATO hem de Avrupa Birliği üyesi olarak Macaristan, hem beklentiler hem de denetim üreten yoğun bir uluslararası ilişkiler ağı içinde faaliyet göstermektedir. Avrupa kurumları üye devletlerdeki demokratik standartları düzenli olarak değerlendirirken, Batılı diplomatik temas da sıklıkla hukukun üstünlüğü normlarını ve seçim bütünlüğünü ön plana çıkarmaktadır. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'nın (AGİT) bünyesindeki Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisi (ODIHR), seçim gözlemi ve değerlendirmesinde altın standart olarak öne çıkmaktadır.

Öte yandan Macaristan, Rusya ile kaygı verici ekonomik ve siyasi ilişkiler sürdürmektedir. Bu ilişkiler, Batılı politika yapıcılar arasında Moskova'nın ekonomik nüfuz, medya etkisi veya daha az şeffaf yollarla iç siyasi söylemi biçimlendirmeye çalışabileceği endişesine yol açmıştır. Vladimir Putin'in, Budapeşte'deki müttefikleri aracılığıyla AB politika yapım süreçleri üzerindeki etkisini sürdürmeye çıkarı bulunmaktadır.


Muhalefetin Mirası ve Uluslararası Kamuoyunun İç İşlere İlgisi

Macaristan'daki dış etki tartışmaları, ülkenin parçalı muhalefetini yeniden yapılandırma çabalarıyla da iç içe geçmektedir. Dikkat çekici bir örnek, 2018 parlamento seçimlerinden önce yaşandı: O dönemde Hódmezővásárhely'nin yeni seçilmiş belediye başkanı Péter Márki-Zay, seçim bölgelerindeki muhalefet adaylarını koordine etmeye çalıştı. Bu koordinasyon çabası özünde iç kaynaklı olmasına karşın, Avrupa Birliği bünyesinde güçlü yankı uyandıran demokratik rekabet ve seçim adaleti söylemleri etrafında çerçevelendiğinden uluslararası ilgi çekti. Bu örnek, Macaristan'daki siyasi gelişmelerin sıklıkla demokratik standartlara ilişkin daha geniş uluslararası tartışmaların bir parçasına nasıl dönüştüğünü gözler önüne serdi.

Yasal gelişmeler de seçim bütünlüğüne ilişkin algıları şekillendirmektedir. Macaristan'ın Egemenlik Yasası, örneğin, devletlerin yabancı etkiyi nasıl düzenlemesi gerektiğine dair tartışmalara yol açtı. Destekçiler, bu tür mevzuatın ulusal siyasi sistemleri dış müdahaleden koruduğunu öne sürerken; eleştirmenler, geniş biçimde tanımlanmış egemenlik korumalarının çifte vatandaşlık veya yabancı kuruluşlarla ortaklık gibi uluslararası bağlantıları olan siyasi aktörlere haksız biçimde uygulanabileceğini ileri sürmektedir. Bu yasaların, özellikle seçim dönemlerinde yorumlanma biçimi siyasi katılımı etkileyebilir. Söz konusu yasaların uygulanmasının —özellikle soruşturma veya yaptırım eylemlerinin belirli siyasi grupları hedef alıp almadığının— izlenmesi, seçim gözlemcileri açısından önemli bir meydan okuma oluşturmaktadır.


Seçim Gözleminin Işığı ve Sınırları

Uluslararası seçim gözlem heyetleri —çoğunlukla ODIHR veya Agora gibi bağımsız izleme kuruluşları tarafından oluşturulan— demokratik süreçlerin değerlendirilmesinde kritik bir rol üstlenmektedir. Bu heyetler genellikle seçmen kütüklerini, kampanya koşullarını, medyaya erişimi, oy gizliliğini ve oy sayım prosedürlerini incelemektedir.

Ne var ki Macaristan seçimleri, bu yaklaşımın sınırlarını da gün yüzüne çıkarmaktadır. Olası dış etkiye ilişkin en tartışmalı konuların büyük bölümü, geleneksel gözlem heyetlerinin faaliyet alanının dışında kalmaktadır. Şeffaflıktan uzak ekonomik ortaklıklar, jeopolitik ittifaklar, mevzuat düzenlemeleri ve dezenformasyon yaymak amacıyla kamu medyasının araçsallaştırılması, sandık öncesinde siyasi ortamı uzun süre önce biçimlendirmektedir. Uzun vadeli gözlemcilerin sınırlı sayısı (AGİT'in yalnızca 18 gözlemci göndereceği belirtilmektedir) bu koşulları daha derinlemesine incelemeye ve siyasi iktidarın daha geniş ekosistemini değerlendirmeye olanak tanır; ancak kısa vadeli gözlemciler, zaman kısıtları ve asıl oy kullanma sürecini denetleme yükümlülükleri nedeniyle ciddi ölçüde sınırlı kalacaktır.


Jeopolitik Bir Seçim

2026 seçimleri, bu nedenle, olağan bir demokratik yarışmanın çok ötesine geçmektedir. Anketler, muhalefet güçlerine —özellikle Tisza Partisi ve lideri Péter Magyar'a— yönelik artan desteğe işaret etmektedir. Eski bir Fidesz yetkilisi olan Magyar, Orbán döneminde filizlenen yolsuzluk ve skandallara yönelik eleştirilerinde amansız bir tutum sergilemiştir. İç meseleler konusunda merkez-sağ bir çizgi benimseyen Magyar, Avrupa ortaklarıyla gergin hale gelen ilişkileri yeniden inşa etmeyi ve Macaristan'ın yargısı ile medyasını Fidesz yanlısı çıkar çevrelerinin vesayetinden kurtarmayı savunmaktadır. Aynı zamanda Orbán'ın belirli konularda seçim üstünlüğüne sahip olmasını engellemek amacıyla Ukrayna ve LGBTİ+ hakları gibi meseleler konusunda nüanslı bir tutum benimsemiştir.

Bununla birlikte, Macaristan'ın seçim sisteminin yapısal özellikleri ve Fidesz'in devlet kurumları üzerindeki kalıcı etkisi göz önünde bulundurulduğunda, erken öngörülerde bulunmak doğru olmayacaktır.

ABD başta olmak üzere uluslararası ortaklar ve yatırımcılar açısından seçim sonucu, gelecekteki düzenleyici istikrara ve ekonomik politika yönüne ilişkin algıları doğrudan etkileyecektir. Son yıllarda siyasi söylem, stratejik sektörler ve yabancı yatırımlar etrafında giderek daha korumacı bir nitelik kazanmış; bu durum, iç siyasetin uluslararası ticaretle nasıl iç içe geçtiğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Sürekli artan dış borç, enerjide Rusya'ya bağımlılık ve diğer Avrupa ülkelerinden yabancı yatırım çekme kapasitesi gibi ciddi ekonomik sorunlar özenli bir ele alış gerektirmektedir. Bir sonraki Macar hükümetinin bu zorluklarla başa çıkabilme becerisi; seçimlerin özgürlüğü ve adilliğine dair kamuoyu algısına, iç ve uluslararası yatırımcı güvenine bağlı olacaktır. Bu nedenle gözlemcilerin güven onayı belirleyici bir önem taşımaktadır.


Özgürlük ve Adilliği Değerlendirmek

Nihayetinde, Macaristan'ın 2026 seçiminin özgür olup olmadığını belirlemek görece kolay olacaktır. Usul açısından oy kullanma süreci, gözlemcilerin sandık günü belgeleyebileceği uluslararası demokratik standartları karşılamalıdır. Seçimin adil sayılıp sayılmayacağı ise —sonuçtan bağımsız olarak— yukarıda ele alınan faktörler ışığında çok daha derin sorular doğurmaktadır: Rus etkisi ve müdahalesi, kurumsal köklülük ve devletin medya üzerindeki denetimi bunların başında gelmektedir.

Seçim gözlemcileri oy kullanma mekanizmalarını değerlendirebilir. Ancak siyasi ortamı şekillendiren daha ince etki biçimlerini tahlil etmek, çok daha kapsamlı bir analitik çerçeve gerektirmektedir. Macaristan'da seçimlerin bütünlüğü, yalnızca sandık başında değil; seçmenlerin tercihlerini oluşturduğu siyasi alanı şekillendiren iç kurumların ve uluslararası ilişkilerin daha geniş bağlamı içinde kavranabilir. Uluslararası gözlemcilerin değerlendirmesi büyük olasılıkla sert tartışmalara yol açacaktır. Bu nedenle gözlemcilerin, ortaya koyacakları görüşü savunmaya her an hazır olmaları gerekmektedir."

 
 
 

Yorumlar


didem Fotoğraf 1_edited.jpg

Merhaba, uğradığınız için teşekkürler!
Hi, thanks for stopping by!

Paylaşımlardan haber almak için

Let the posts come to you

  • Facebook
  • Instagram
  • Twitter
  • Pinterest

Benimle iletişime geçmek için/
Let me know what's on your mind

GÜNDELİK DERİNLİK    DEEPLY DAİLY

bottom of page