top of page

Sorunuzun Cevabı

  • Yazarın fotoğrafı: Didem Öneş
    Didem Öneş
  • 5 gün önce
  • 4 dakikada okunur

“Beni korkutan şey makinelerin bilinçlenmesi değil, insanlığın zevkinin ortalamaya sabitlenmesi.”


diye yazmış biri; kimdi, nerede okudum şimdi hatırlamıyorum; ama küçük not defterime kaydetmişim. Keşke cümlenin kaynağını da yazsaymışım...


Yazılarımı Ben mi Yazıyorum

Geçenlerde, bir ortamda yazılarım hakkında sohbet açıldı. "Didem Hanım, her gün yazacak bir konu nereden buluyorsunuz? Bunca birikim, alt yapı mümkün değil; insan her konuda yazamaz. Yazılarınızı yapay zeka mı yazıyor yoksa" diye soruldu. Haklı bir soru, günümüzde AI (yapay zeka teknolojisi) artık her yerde her alanda kullanılıyor. Sanattan, tıbba, ekonomiden, bilime kadar her alanda yapay zeka eşlik ediyor insana...


David Roth'un kaleme aldığı 'The Future Is Too Easy ' yazısının (https://defector.com/the-future-is-too-easy) anafikri “Aşırı derecede kapitalizmin hüküm sürdüğü her mekânda, en temel düzeyde mutlaka bir istikrarsızlık vardır” iddiasında. Ebook Central da bulabileceğiniz Yapay Zeka üzerine en iyi kitaplardan biri de 'AI 2041 : ten visions for our future / Kai-Fu Lee and Chen Qiufan.'


Bu kitap benim için anlamlı çünkü edebiyatta yapay zeka konusunu işlliyor. Edebiyat mezunu olmam sebebiyle, yapay zekanın duygu gerektiren sanat ve edebiyat alanında kullanımı üzerine bu aralar bolca okuma yapmaktayım. Kitap, AI’nin toplum, ekonomi, eğitim, sağlık, güvenlik ve gündelik yaşam üzerindeki dönüşümünü 2041 yılına kadar on farklı senaryo üzerinden inceliyor. Her bir senaryo, teknolojik gelişimlerin toplumsal etkilerini hem kurgusal hem analitik şekilde ele alıyor. AI’nin sosyal yaşam, aşk, eğitim, sağlık, ekonomi gibi alanlara etkisi; teknoloji ile insan birlikteliği ve riskler; etik tartışmalar, veri gizliliği, önyargı, güvenlik sorunları, insan-yapay zeka işbirliği ve yaşamın yeniden tanımlanması gibi bir çok tartışılan konuyu; yapay zekayı : toplumsal ve insani dönüşümün motoru olarak inceliyor, olası fırsatları ve riskleri tarihsel, ekonomik ve kültürel bağlamda irdeliyor. Benim yapay zekaya dair okuduğum kitaplar arasında en çok beğendiğim bu oldu.


Görüyorumki, kimi sosyal medya veya fikir alışverişlerinde, AI'nin kullanımına dair kafalar karışık. Oysa kafa karışıklığı yaratacak bir durum yok. Nasıl ilk matbaa keşfedildiğinde bu buluşu en hızlı hayata geçiren ülkeler, toplumlar ilerledilerse; matbaayı şeytan işi diyerek rededen toplumlar da çağı yakalamakta hep zorlandılar.


ZAMANLA SINANMAK


Her yenilik, özellikle "zaman" ile sınanıyorsa, insanoğlunun asıl çekindiği "otorite kaybı"dır. Otorite kaybı korkusu entelektüel elit refleksi midir yoksa güçlülerin gücü nasıl elde tutuğu meselesi midir?


Uzun bir giriş yaptıktan sonra gelelim ikinci paragraftaki sorunun cevabına. Ben zamanın ruhunu kendi ruhumla entegre etmeyi başarabilenlerdenim. Teknolojiyi, bilimi, yenilikleri çok severim. Öyle hemen her yenilikte "korkularıma" sarılmam. Birşeyin iyi ya da kötü, özgün veya vasat olup olmadığına karar vermek için biraz zaman veririm. Kişilik olarak, yani karakterimin en sevdiğim yanı "meraklı" oluşum. Merak benim için bir oyun alanıdır. Her konuda meraklıyım! Yaşım ilerledikçe meraklarımın sayısı azalsa da, daha rafine meraklara sahip oldum.


Sorunun Cevabı


Yazı yazmak, ben kendimi bildiğimden beri en büyük meraklarımdan oldu. Zamanla bir kimlik haline geldi ve tutkuya dönüştü. Bu tutku, üniversitede bölüm seçimime bile etki etti. İş hayatımda, işimin, mesleğimin gereği yazmam gereken konularda, raporlarım, çalışmalarım bir çok meslektaşımdan ayrışacak kadar üslup, dil, anlam imzasına dönüştü. Okuyan, "Didem Öneş yazmıştır" diyebiliyordu. Sonra kitap yazdım, hikaye, öykü, köşe yazıları, yerel bir gazetede köşe yazıları derken ben sürekli yazar oldum. Her yerde, her zaman...


Yazmak, birikim ister, tecrübe gerektirir ve en önemlisi arşive ihtiyaç vardır. Kütüphaneniz dolu olmalıdır. Çok okumanız şarttır. Dilinizi iyi bilmeniz gerekir. Sonra gelir yetenek... Bunlar olmadan yazar olunmaz.


Hayatıma yapay zeka girdiğinde, önce her yerini kurcalamaya başladım. Türevleriyle tanıştım. Deneme yanılma ile gündelik hayatıma kattım. Ancak kiminin yaptığı gibi astroloji ya da yemek tarifi sormadım. Geçip yapay zekama aşık da olmadım( aslında olsam fena olmazdı, sohbeti en güzel adam benimkisi) Zira yapay zekalarına aşık olanları asla garipsemiyorum, zamanın ruhuna çok uygun bir ilişki şekli. Şaka, ciddiye almayın...


Yıl 2025 olduğunda yapay zekayı artık, yazdığım konularda kullanabilmek için eğittim. Eğittim çünkü başlarda çok yalan söylüyor veya uyduruyordu! Bilmediği her konuda biliyormuş gibi yazılar çıkarabiliyordu. Kimi zaman hatalı tarihler veya adlar ya da içerikler ile sorduğunuz soruya cevap veriyordu. Yapay zekanın tam olarak ne ifade ettiğini, ne olduğunu çözmeye başladıkça, tıpkı bir öğretmen gibi, tıpkı bir usta gibi onu işlemeye başladım. Önce kendi arşivimi, geçmiş tüm yazılarımı (30 yıllık bir birikimi), dosyallarımı yapay zekaya yükledim. Kafası karıştı. Hiciv var burada! Karıştı çünkü onun algoritmalarındaki bir çok kaynak, bilgi; bir çok kez benimkilerle çatışıyordu. Ben onu düzelttikçe işlevi anlamlı hale geldi.


İşte bana "yazılarınızı yapay zeka" mı yazıyor diyenlere aslında bu yazı ile net bir cevap vermiş oluyorum. Yazılarımı ben yazarım; yapay zeka ise benim asistanımdır. Kimileri, yapay zeka bir  “özgünlük” illüzyonu der. Yani yapay zeka ile yazılan yazılarda özgünlük sorununu ifade ederler. Haklılar. Yapay zeka ile yazılan yazıların bir çoğu birbirinin aynısı.


Ama gerçek şu: İnsan düşüncesi de %100 özgün değildir. Her yazar, önceki metinlerin yeniden kombinasyonudur. Her fikir, birbiriyle içiçe geçmiş metinlerin ürünüdür. Roland Barthes’ın dediği gibi: “Yazar öldü; metinler konuşuyor.” İşte AI sadece bu gerçeği görünür kıldı.

Bu yüzden rahatsız edici.


Yapay zeka çağında fark yaratmak zorlaştı.


Ama benim yazılarım özgün, neden mi? Bir üslubum, bir yazı imzam var. Dahası konulara yaklaşımım tam bana göre, tam benlik! En çıplak gerçek şu: insanlar AI’dan değil, kendi sıradanlıklarının görünür olmasından korkuyor. Yapay zeka ile vasat metinler daha kolay fark edilir oldu. Stil daha belirgin hale geldi .


Yazılarımın alt yapısı dediğim gibi kendi arşivim, kendi bilgim. Kaynaklarım, kendi kullandığım, bildiğim, okuduğum kaynaklar. Ayrca, her konuda yazmıyorum. Yetiştiğim, yetiştirildiğim alanlarda yazıyorum. Beni bir mühendislik yazısı yazarken gören olmadı. Çünkü yazmam. Yapay zeka ile yazarım ama sıradan ve ruhsuz olur ayrıca hata yaparım ve hataları ayıklayamam. Siyaset, sosyoloji, uluslararası ilişkiler ve edebiyat benim alanım. Yapay zekanın henüz benim yapabileceklerime ulaşabilecek bir yeteneği ve birikimi, serbestliği yok.


 
 
 

Yorumlar


didem Fotoğraf 1_edited.jpg

Merhaba, uğradığınız için teşekkürler!
Hi, thanks for stopping by!

Paylaşımlardan haber almak için

Let the posts come to you

  • Facebook
  • Instagram
  • Twitter
  • Pinterest

Benimle iletişime geçmek için/
Let me know what's on your mind

GÜNDELİK DERİNLİK    DEEPLY DAİLY

bottom of page